
Eli kulağındadır güneşin
neden böyle bir cümle kurdum oysa cevabı bile meçhul çün saat gece bile değil bu defa karalamamaktan yanayım yanlışlarımı hevesim kalmadı hayata hep yanlış silmekten dermanım tükenmeye ramak varsa üç noktalara bırakıyorum damarlarımda ki boz bulanık türküleri geceler daha mutlu mudur nedir ondan gerek bu jilet pırıltılar yüzümde
devasa bir dinginlik suretimde unuttum acının alfabesini çaylar açık ve üç şekerli
utançlarımla zehirliyorum içimi karanlıklarım kavramışsa hüznün hazzını bana böyle gerek aşklar

(bu ne çeşit beddua içimin sayın ombudsmanı! zira karıncalaştı beynimin şarapla yıkanası kuytusu. hazır parantezdeyken şarap bahsinde bir lafım var ki şudur:?? elin değmişken kapat şu parantezi)