|
Diyalektik -
Dİyalektik
|
|
Yazar Doç. Dr. Hasan Çiftçi
|
|
12.10.2008 |
 [Yahya Kemal ile Sabahattin Eyuboğlu Çevrileri]* Hayyâm’ın rubâileri Türkiye’de her zaman ilgi görmüştür. Bu ilgi dolayısıyla Hayyâm’ın rubâîleri farklı keyfiyetlerle birçok kez Türkçe’ye tercüme edil¬miştir. Elinizdeki makalede Türk yazar ve şairler tarafından yapılan Hayyâm tercümeleri genel olarak tanıtılmış ve özellikle Salahattin Eyuboğlu ve Yahya Kemal tercümeleri üzerinde durulmuştur. Makalenin yazarı söz konusu iki tercümenin yanı sıra Hayyâm’ın şiirlerine nüfuz eden diğer İranlı şairlerin rubâîlerini göstererek, her rubâînin altında rubâînin asıl yazarını tanıtmıştır. Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 4 |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
|
Diyalektik -
Dİyalektik
|
|
Yazar Dr. Taki Pûrnâmdârîyân
|
|
26.09.2008 |
|
Hâfız gibi Hayyâm da Fars edebiyatının muammalarından birisidir. Yüzyıllardır hakkında konuşulmasına ve yazılmasına rağmen henüz bu araştırmaların son noktası konulamamıştır. Acaba Hayyâm da Hâfız gibi ârif miydi ve şeriat kurallarına bağlı mıydı? Yoksa Hâfız gibi dünyevî lezzetlerin peşinde koşuyor ve şeriatı inkar mı ediyordu? Bu kuşku, değerlendirmelerde genellikle şairin kişiliğinin bir yönünün göz önünde tutulmasından ve şairin pratik yaşamının ölçü kabul edilmesinden kaynaklanmaktadır.
Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 29 |
|
Devamını oku...
|
| |
|
|
Şiir -
Şiir
|
|
Yazar Robert Bly
|
|
15.09.2008 |
|

Hatırlıyor musun İbrahim'in ilk seslendiği geceyi Yıldızlara? Saturn’e haykırdı: “Benim Rabbim sensin!” Ne mutluydu! Seher Yıldızını gördüğünde, haykırdı “Benim Rabbim sensin!” Nasıl yıkılmıştı Onların batışını seyrettiğinde. Dostlar, o da bizim gibi: Batan yıldızları Rab belliyoruz kendimize. Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 26 |
|
Devamını oku...
|
|
|
Düşün seli -
Düşün seli
|
|
Yazar ali ömer
|
|
12.09.2008 |
Soykütüğü’nde “Belli bir canlı türünün onsuz yapamayacağı şeydir.” der Niçe hakikat için, ve ekler: “Hakikat diye bir şey yoktur, o halde her şeye izin var.” Bu sıkı [sıkıştırılmış] alanda [darboğaz] konuşmaya cesareti olan kim var? “Belli canlı türü”, dahası bu kukla tanrılar bırakın keşfedilen bir hakikatten söz etmeyi [varsa bir hakikat, saklambaç oynamaz; zuhur eder] hakikatin sahipleriymiş, ellerinde tuttukları bir hakikat varmış gibi konuşurlar. Bunu hemen yanlışlamaya sıvananlar olacaktır. Burada, oyunun oynandığı sahada, çırçıplak duranlar söze kalkışabilir. Onu da arı namusu elinin tersiyle itmiş çırçıplak bir şair söylesin. Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 26 |
|
Devamını oku...
|
| |
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 1 - 12 Toplam: 88 |