September 8, 2008, 20:37

Insomnia ve sevgili sanrı

Salı, Ocak 15, 2008, 17:19
Dizin: Tiyatro | 0 Yorum | 585 okuma

SEVGİLİ SANRI : Demlikteki çay olgunlaşacak. Birazdan. Hepimiz bir şekerle tavlayacağız çayın bütün acısını.

“Proletarya Rusya’sından güç bela kaçan bir adamın bu denli ultra kapitalist bir beyine sahip olmasına şaşırmamak gerekir”
İnsomnia

INSOMNIA : Keşke her şey bu denklem kadar basit olsa. Hep her acının bir de panzehiri olsa kolayca ulaşılabilecek, kolayca halledebilecek bir panzehir olsa. Oysa acı kutsaldır. Ve kim ne derse desin, acının tatlı diye bir zıttı yoktur. Sana Stanislas’ı anlatmış mıydım? (bir müddet cevap bekler) Stanislas baykuş gibiydi, gündüzleri uyurdu sadece. Bir gece Stanislas şehirde geziyormuş her zamanki gibi. Uzaktaki meydanda bir kalabalık görmüş. Kalabalık müzik eşliğinde dans ediyormuş, havai fişekler karanlık göğü sobeliyormuş boyuna, bütün vitrinlerde kırmızı elbiseler giydirilmiş kukuletalı, sakallı mankenler varmış. Vitrin camlarına neon destekli harflerle “Hoş geldin falanca yıl” yazmışlarmış dükkan sahipleri. Stanislas çok şaşırmış, olan biteni anlamaya çalışmış bir süre. Meraklı meraklı kirli saçlarını kaşırken, önündeki binanın çatısında süslü geyikler görmüş. Kaldırımdan söktüğü bir trotuar taşını geyiklere atmış (eliyle taş atar gibi yapar) ve geyiklerden bir tanesini öldürmüş. Sonra oturup öldürdüğü geyiği yemeye başlamış. Stanislas geyiği yerken binanın içinden, vitrinlerde gördüğü kırmızı elbiseli, kukuletalı, sakallı mankenlerin canlısı çıkmış ve Stanislas’ın geyiği yediğini görünce ağlamaya başlamış. Bir müddet ağladıktan sonra burnunu silmiş ve Stanislas’a bakıp, “Sen bütün dünya çocuklarının etini yiyorsun” demiş ve küsüp gitmiş. Bu söz üzerine Stanislas’ın midesi bulanmış ve yediği bütün etleri kusmuş. Hatırlıyor musun, bir ara televizyonlarda, “Vah vah, Noel Baba bize küsüp gitti” diye çığırmışlardı. Neyse, o olaydan tam bir yıl sonra Noel Babanın Yetim Çocukları Örgütü Stanislas’ı bir gece yarısı ana caddede yakalayıp kurşuna dizmiş. Stanislas kurşunları yiyince, hemen arkasındaki vitrine düşmüş. Vitrinin camları kırılmış ve Stanislas’ın tam üstüne cansız ve boynu bükük bir Noel Baba mankeni düşmüş. (alaycı) Gazeteler, “Noel Baba’nın Naif İntikamı” diye manşet atmışlardı. Stanislas ölmeden bir müddet evvel bana, -ki ağlayarak, “Dünyanın bütün çocuklarının benden nefret etmesini anlayışla karşılıyorum, ama onlar da benim o an çok aç olduğumu anlayışla karşılasınlar” demişti. Düşünsene Sevgili Sanrı, adam dünyadaki çocukların nefretini kazanmıştı. Bununla başa çıkamazsın. Stanislas’ın acısının, Stanislas’ın tatlısı diye bir zıttı yoktu.

SEVGİLİ SANRI : Hımm. Güzel hikaye. Peki bu Stanislas’ın bir sevgilisi yok muymuş?

INSOMNIA : Bilmem. Yokmuş herhalde.

KORO:
bir sevgilin yok Stanislas
gece koynuna gireceğin
bir sevgilin yok Stanislas
kirli saçını yıkayacak
bir sevgilin yok Stanislas
siyahlara bürünecek sen ölünce
bir sevgilin yok Stanislas
senden sonra evlenecek

“Amerika hakkında büyüttüğüm bütün ulvi hayallerim, televizyonda şişman bir zenci gördüğümde yerle bir olmuştu.”
Sevgili Sanrı

SEVGİLİ SANRI : (telaşla) Amerika hakkında büyüttüğüm bütün ulvi hayallerim, televizyonda şişman bir zenci gördüğümde yerle bir olmuştu. Bunu zencilerden hiç beklemiyordum. Öyle ki, şişman bir zenci, diğer bütün zayıf zencilerin masumiyetini alıp götürdü. (öfkeli) Asrın skandalı budur bence: Şişman bir zenci.

INSOMNIA : Oysa ben, şişman bir Çinli görmenin daha olasılık dışı olduğunu düşündüm hep. Hani bir Odin vardı, Mao’yu hiç sevmezdi?

SEVGİLİ SANRI : Mehmedov demek istiyorsun sanırım?

“nsanlarda şişmanlama istidadı oldukça biz aç kalmayız.”
İnsomnia

INSOMNIA : Mehmedov? Sahi unutmuşum, adı Mehmedov’du. Ona Odin adını ben takmıştım. “İnsanlarda şişmanlama istidadı oldukça biz aç kalmayız” derdi. Biz onunla Saint Petersburg’a gitmeyi hayal ederdik hep. Damdaki Kemancı’yı orada görmeyi. Olmadı. Odin şimdi herhangi bir ekmek fabrikasında, kaçak işçi olarak çalışıyordur. Ve sınır dışı edilip Rus güvenlik güçlerine teslim edilmektense bir ekmek parasına patronuna ses çıkartmıyordur, iki yüz gram peynir parasına diş sıkıyordur. Mehmedov, “İnsanlar” derdi, “daha çok yemeli ki, bize daha çok ekmek kapısı açılsın.” Proletarya Rusya’sından güç bela kaçan bir adamın bu denli ultra kapitalist bir beyine sahip olmasına şaşırmamak gerekir. Mehmedov heybetli yapısına rağmen, silik bir silüet işte bu koskoca ülkede. Oradan oraya savrulup duruyor.

SEVGİLİ SANRI : İnanmayacaksın Insomnia ama, bu öyküde gülünç bir taraf bulamadım. Hadi Odin için dua edelim.

KORO :
tanrısı ona sarıl Odin üşüyor
kardeşleri bir sarılın adam üşüyor
dünyası hele sarıl Mehmedov üşüyor
onu sakının yabancılar şubesinden
ve sakının düşerken ölümün gölgesi üstüne
günahlarından.

INSOMNIA : Amin.

SEVGİLİ SANRI : Amin.

Sayfalar: 1 2

Yorum yazabilir, veya kaynak gösterebilirsiniz.

Görüşünüz