İlk kadın şair: Sappho
217 izlenim
Bilinen ilk kadın şair olmasından maada şair ve intihar alegorisinin başat örneklerinden olan Sappho, takriben Milattan Önce 600’lü yıllarda Midilli adasının ‘Lesbos’ kentinde aristokrat bir ailenin kızı olarak dünyaya gelir. Başından sorunlu bir evlilik geçen şaire hayatının önemli bir bölümünü bir kız okulunda öğretmen olarak geçirir. Bir denizciye yahut diğer bir rivayete göre bir öğrencisine aşık olan Sappho, aşkı yanıtsız kalınca Midilli kayalıklarından atlayarak intihar eder. Sappho’nun günümüze natamam gelen şiir sayısı sadece dörttür. Bilinen bu şiirler dışında Sappho’ya atfedilen ve çeşitli buluntular sonunda elde edilen şiirler bir bütünlük arz etmez. Doğallıkla şiirleri hakkında oturmuş kesin bir yapı (contstruction), ana fikir (thema) yargısı yoktur. Daktilus ve Hexametre gibi Antik Yunan uyak biçimlerini kullandığı sanılmaktadır.
Yaşamını düğünlerde lir çalıp, geline
“Git artık odana
Yatağına gir
Usulca sev, okşa erkeğini”
Ve damada;
“Sağlığına içiyoruz,
Mutlu güvey!
İstediğin güzel
Gelinin oldu
(…)
Sana yaransın diye!”
övgü ve öğüt mahiyetinde sözler söyleyerek kazanan Sappho’nun bu tarz şiirlerinde meseller (parabole) önemli bir yer tutar. Genel anlamda Sappho’nun anlatımda kullandığı epizod’lar İliada ve Odessia çıkışlıdır. Yararlı bilgiler dağıtan, yol gösteren, ders veren bir bilgedir ve bu da, şiir söyleminde Ben Anlatım tutumunu kaçınılmaz kılmıştır:
“Ne garip! En iyi davrandıklarım
Bugün en çok incitenler beni.”,
“Bir öfke kasırgası
Kopunca yüreğimde
Bir sersemin yüzünden,
Dilimi ısırıyorum patlamamak için.”,
“Eh! Ben yitirdim, Andromeda
Kazanan sen oldun
Bu alış verişte.”
veya,
“Bir o yana bir bu yana
Dönüp duruyorum,
Ne yapacağımı bilmeden.”
Sappho’nun nükte gücü de oldukça yerindedir. Yer yer evrensel nitelik taşıyan aforizma’lara da rastlanır şiirlerinde:
“Acım…Damla damla akan”,
“Şu kadarını biliyorum
Ölüm kötü bir şey:
Bak, işte tanrılardan belli.
İyi bir şey olsaydı ölüm,
Önce tanrılar ölmez miydi?” gibi.
Sappho’nun bulunduğu çevrenin taşıdığı koşullar onu zamanla üstünlüklerin didişmesi içine sokmuş, böylelikle benliğini beslemiş ve bundan naşidir ki çevresine güçlü kadın imaj’ı yansıtmak zorunda kalmıştır. Şiirlerinde genelde bu mantığa yönelik ifadeler bulunduran şair, yaşadığı düş kırıklıklarını yazmaktan da geri kalamamıştır:
“Sordum kendime: Sappho dedim,
Elinden ne vermek gelir,
Her şeyi olan Aphrodite gibi birine?”,
“Belli artık,
Bal da, bal arısı da
Haram bana bundan böyle”
Ve özellikle şu dizeler Sappho’nun dramını göstermek zaviyesinden oldukça yeterlidir:
“Sappho, yeter dedim.
Boşuna ne uğraşıyorsun
Yumuşatmaya o taş yüreği?”
Ama bil ki, gelecek günlerde,
Bir takım insanlar anacak beni.”
Cumhura göre şairenin intiharına da yaşadığı bu aşk çıkmazı sebep olmuştur. Burada özellikle üzerinde durulan nokta Sappho’nun aşık olduğu kişinin cinsiyetidir. Doğduğu kent (Lesbos)’ten naşi, kadının kadına cinsel temayül göstermesi durumuna lezbiyenlik (lesbian) denilmesi söylencesinin önünde duran tek kişi Sappho’nun şiirlerini ilk defa Türkçe’ye çeviren Azra Erhat’tır. Erhat, bu karşı çıkışında özetle şöyle der: Öyle olduğuna dair kesin bir bilgi yok, velev ki olsun, bu mazur görülmelidir. Yani bunun konuşulmasında el’an bir fayda yoktur. Erhat dışındakiler ise, durumun böyle olduğu, Sappho’nun genç bir kız öğrenciye meyletmesi ve toplumun bunu yadırgadığı için de intihara sürüklendiği formunda ifadelendirirler bu müphem durumu. En son, geçenlerde, Midilli’de yapılan bir arkeoloji kazısında Sappho’ya ait, papirüse yazılmış bir şiir bulunmuş, şiirin çevrilmesinden sonra ise ortak kanaat Sappho’nun lezbiyen değil, biseksüel olduğu yönünde birleşmiştir. Ancak Sappho’nun şiirlerinden kesin bir eğilim çıkarmak oldukça güçtür:
“Bütün ayrılık müddetince: Hoş geldin Grimna.”,
“Atthis, seni
Yıllarca önce daha yaramaz bir çocukken
Sevmiştim”,
“Bir tek kız olsun yoktur
Güzelliğinle boy ölçüşecek.”,
“Bütün bu olanlardan sonra
Beni düşünmek bile
Seni tiksindiriyor Atthis.
Kaçıp, Andromeda’ya
Gidiyorsun hemen.”,
“Aphrodite’nin baştan çıkarıcı kızı
Şaşırtıyorsun biz ölümlüleri.” dizelerinin muhatapları Sappho’nun hemcinsleridir. Ancak şairenin şiirlerine yansıttığı baskın analık içgüdüsü ve şu dizeler:
Ama sen beni seviyorsan,
Genç bir kadınla evlen.
Nasıl katlanırım birlikte yaşamaya,
Kendimden genç biriyle?”; yukarıya aldığımız dizeleri nötralize edebilecek çaptadır. Kıskançlık veya beğenme de Sappho’nun şiirlerinde özgün biçimlerde işlenir:
“Şapşal da olsa
Eli yüzü daha düzgün, Mnasidika’nın
Bizim tatlı Gyrinno’dan.”,
“Yumuşak ellerinle Dika,
Filizler koparıp
Süsle o güzelim saçlarını.”,
“Ne güzel giyinmişti
Ayaklarını örtüyordu
İnce Lidya işi, uzun sırmalı eteği”
ve
“Daha eteğini kaldırıp
Ayak bileklerini gösteremezken.”,
“Kıbrıslı, beni seviyorsan
Öyle ürküt ki onu, övünmeye dili varmasın: Acım; damla damla akan -Ben, Dorikha,
Sevdiğimi yeniden kul ettim kendime-
Diye kurumlanamasın.” gibi.
Bütün bir yaşamı soru işaretleriyle dolu olan Sappho, hayatının ikinci yarısından sonra şiir yazmaya başlamıştır. İtalyan şair Salvatore Quasimodo Sappho için, “Sappho’nun şiirleri, bir ten ve ruh öyküsünü anlatır.” der.
“Yakındığım yok,
Bir düş değildi esin perilerinin
Bana bağışladıkları zenginlik.
Ben ölsem de adım hiç unutulmayacak.”
“Belki de unutursun sen beni.
Ama bil ki, gelecek günlerde,
Bir takım insanlar anacak beni.”







Yorum Ekleyin
Yorumlar Gravatar desteklidir. Gravatar kullanın.