ağaçlar alev açan hiç yüzüme döndü
kuruldu kanatları çocukların somut her şeyine
çürüdü cesedim ölmeye vakit bulamadan
kemikleri kırıldıkça boşluğa bakınan ağzımda
bir atı en çok sağrısından konuşmalı şimdi
çünkü kırbaçlar sanrısından tez silkinip
göğsün savunmasızını otoyol eden hançerden
usanıp eve dönmeli ve akşam uyanmadan
yok, bir su’yu en çok duruluğundan vurmalı
buzun donmazına saplanıp eğleşen sonyaz
kelebeklerin ruhlarını hoyratça kabzederken
parmağına düşen buzullarla eve dönmeli
papillon! armonide dağılan kanatlar tozu
saç yoran rüzgarda mutantan ahengiyle
belki bir çakıl taşının düşüne akarak
kapattı büsbütün yosunlar ne denizleri
denizleri en çok safo’nun cesedinden anlamalı
gözleri inlerken kumsalda dalga alkışıyla
aynaların bir hafızası yoktur ey yoktur
ve çocukların bir tanrıya ihtiyaçları yoktur
azur!
konuş benimle
ip eğiren günün kanı çekilmeden
konuş benimle
ve elbet bir kediyi en çok gözlerinden öpmeli



5 Yorum
Hem de siyah bir kediyi…
Saygıyla.
Yazı Tarihi Şubat 6, 2008 at 8:14 pm
Şairim!
Şiirin çok olsun…
Yazı Tarihi Şubat 7, 2008 at 9:01 pm
Kaleminize sağlık,mükemmel bir neşide…
En çok da bu dizelere vuruldum:
papillon! armonide dağılan kanatlar tozu
saç yoran rüzgarda mutantan ahengiyle
belki bir çakıl taşının düşüne akarak
kapattı büsbütün yosunlar ne denizleri
aynaların bir hafızası yoktur ey yoktur..
Bereketle…
Yazı Tarihi Şubat 8, 2008 at 3:53 pm
Ses, damara atılan neşter…
Yazı Tarihi Şubat 8, 2008 at 3:54 pm
“göğsün savunmasızını otoyol eden hançerden
usanıp eve dönmeli ve akşam uyanmadan”
harbi dönelim diyoruz artık eve….sıkıldık…
“ve elbet bir kediyi en çok gözlerinden öpmeli..” bu dizeyi okuduktan sonra, Ah Muhsin Ünlü’nün şu dizeleri geldi aklıma :
” bir kediye en çok neresinden “Ölmüş”denilmez”
ikisi de birbirine kafa tutan dizeler… mükemmel…
Yazı Tarihi Şubat 17, 2008 at 2:06 am
Yorum ekle