Hoşçakal dostum

Yazan: Hüseyin Cahid Doğan Tarih: Ocak - 15 - 2008

Rus Gümüş Çağı’nın Gorki’nin Ana’sı ile zirveye çıkmış olan, Ekim Devrimi’nin yanında olma iştiyakından faydalanma marjı Ekim Devrimi zaviyesinden ne kadar azami ise, aynı grubun Proletarya’nın menfi uygulamaları karşısında seslerini rejimin istemediği ölçüde yükseltmeleri, tam tersi nispette, asgaridir ve hatta eksidir. Bu eksi fayda, etki alanları farklı olmakla birlikte, Rus Gümüş Çağı ediplerinin sonlarının Alman Yıkıntı Kuşağı ediplerinin sonları ile birebir örtüşmesine sebep olmuştur. Denilebilir ki devrimin yavruları nitelemesi Rus Gümüş Çağı ediplerinin önündedir. Gozienko, Bir Devin Düşüşü adlı çalışmasında bu etkiyi anlatırken Gorki örneğinden faydalanır. Oldukça ilginç bir tesadüf sayesinde Gorki, devrimin tasvip etmediği şeyler söylemeye başlayacaktır. Bunu ise neredeyse devrim sağlamıştır: Artan itirazları azaltmak amacı ile Gorki’nin kitleleri etkileme özelliğini kullanmak isteyen devlet aygıtı, onu daha önceden düzenlenmiş bir sahneyi oynayacak olan kişilerin doldurduğu bir çalışma kampına götürür. Ancak burada bir işçi ölümü pahasına Gorki’ye her şeyi anlatır. Bu bilgi Halk Düşmanı’nın sahibi için sonun başlangıcı olmuştur. Gorki susmaz, susmayınca da önce tecrit edilir, sonra da ‘çaktırmadan’ öldürülür.

Sergey Yesenin
Sergey Yesenin
Maxim Gorki’nin şiirlerini okurken göz yaşlarını tutamadığını ifade ettiği, Rus Edebiyatının Lermontov ve Puşkin’den sonra en önemli şairi olarak gösterilen Sergey Aleksandroviç Yesenin 21 Ekim 1895 yılında Ryazan’a bağlı Konstantinovo (Daha sonra adı Sergey Yesenin’e ithafen Esenin olarak değiştirildi.) köyünde doğar. Çocukluk dönemi sürekli kendisini aşağılayan ve kendisi ile eğlenen “bekar” amcaları arasında geçer. Kendi ifadesi ile henüz dokuz yaşında iken şiir yazmaya başlayan Yesenin, on sekiz yaşında iken Rusya’nın bir çok ünlü edebiyat dergisine şiirlerini gönderir. Ama dergi editörleri Yesenin’in şiirlerini yayımlanmak için yeterli bulmazlar. Yesenin bu durumu oldukça “şaşırtıcı” olarak nitelendirir. Bu reddediliş üzerine, Rusya’nın Paris’i olması gerekçesiyle inşa edilmiş kültür başkenti Saint Petersburg’a gider. Orada Gorodetsky ve Kluyev ile tanışan şair, Petersburg’daki bir şair grubunun üyesi olur. Bu grup Ilya Ehrenburg’a göre fazlasıyla kirlenmiş bir gruptur. Yesenin ise bu grubun daima temiz kalmayı başarabilen tek üyesi… On dokuz yaşında iken ilk şiirleri Moskova’da çıkan Mirok dergisinde yayımlanır. 1916 yılında ilk şiir kitabı Radunitsa’yı (Ölüler Günü) yayımlar. Blok ve Kluyev’in etkisi ile lirik tarza kayan Sergey, 1919 yılında bazı arkadaşları ile imgeciliğin manifestosunu yayımlarlar. Dinsel öğeli şiir anlayışına karşı çıkan gruba göre önemli olan, şairin devrim yolundaki doğrularıdır. Yirmi bir yaşında iken Rusya’nın da iştirak ettiği Birinci Dünya Savaşı’na katılması için askere çağrılan Yesenin, aynı yıllarda Rus halkına daha iyi yaşam koşulları sağlayacağına inandığı Bolşevizm akımını desteklemeye başlar. Bu yıllarda Sergey Yesenin’in şiirlerinde yoğun olarak Bolşevizm’in öğretileri yer alır. Tsarskoe Selo’da asker iken 1917 devrimin patlak vermesiyle ordudan ayrılır. Yirmi iki yaşında iken Zinadia Reich ile evlenir, bir yıl sonra da kendi yayınevini kurar. Yirmi altı yaşında bu kez, on yedi yaşında olan bale sanatçısı Isadora Duncan ile evlenen şair, bir yıl sonra Isadora’dan boşanır. Üçüncü kez, bu defa Lev Tolstoly’un torunu Sofya Tolstoy ile evlenir. 1923 yılından itibaren Yesenin’in sağlığı şiddetli biçimde bozulur. Yoğun sinir krizleri geçirir ve defalarca hastaneye kaldırılır. Önlenemez bir alkol bağımlısı olan şair, yaşadığı buhranların neticesinde henüz otuz yaşında iken kaldığı İngiltere otelinde önce bileklerini keser, bileklerinden akan kanla son şiirini yazar ve kendini kalorifer borularına asarak intihar eder. Daha önce de intihar girişimlerinde bulunan şairin intiharı, Leningrad’da bir intihar salgınının başlamasına yol açar.

“Devrim boyunca, ben Ekim’in yanındaydım, fakat ben onu köylü sınıfımız için bir kurtarıcı olarak görüyordum”
Sergey Yesenin
Hoşçakal Dostum

“Yeni bir şey değil ölüm olgusu hayatta. Elbette yaşamak da ondan daha yeni değil.” dediğinde henüz otuz yaşındadır Sergey Yesenin. Ölmeden hemen önce yazdığı yukarıdaki dizeler ile kapanan şiiri, arkadaşı Vladimir Mayakovski’ye ithafen yazılmıştır. Arkadaşının intiharına oldukça öfkelenen Mayakovski, “bu şiire ancak bir şiirle cevap verebilirim” der ve başından sonuna kadar hayret ve serzeniş barındıran karşı bir şiir yazar. Yesenin’in ani ölümü, aslında önceden tahmin edilebilecek ölümü edebiyat çevrelerinde yankılar uyandırır. Mayakovski anılarında, Yesenin’in durumunun onu rahatsız ettiğini ve hatta birkaç kere arkadaşlarıyla beraber Yesenin için neler yapılabileceğini tartıştıklarını yazar. Gelgelelim, bir müddet sonra Mayakovski de arkadaşının yolunu takip ederek intihar eder.

Sergey Yesenin
Sergey Yesenin
Yesenin’in şiirlerinde özgün çağrışımlar, coşkulu anlatım ve çevredeki elemanlardan kendi üslubunca yararlanma sıklıkla görülür. Rusya için oldukça rutin olan karı kefene benzetir bir şiirinde. Bir şiirinde sevgilisinin ellerini bir çift kuğuya… Ezgiseldir ve melankolik betimlemelerle bezelidir. Son dönemlerdeki şiirlerini hariç sağlam bir yaşama sevincini de yansıtır şair şiirlerinde. Yerleşik Rus kültürünü ve mujiklerin geleneksel yaşayışlarını anlatır Yesenin. Ona göre kendisi, Rusya’nın son köylü şairidir. Ve Mayakovskiye göre Yesenin, köylü olmaktan bir türlü kurtulamamıştır. Ancak Aleksandr Blok ile tanıştıktan sonra şiir çizgisinde değişimler görülür. Yesenin’e göre; bütün kelimeler ve kelime grupları kendisinden önceki şairler tarafından kullanılmıştır. Yeni kelimeler oluşturmak ise, artık hem anlamsızdır hem de buna gücü yetmeyecektir. Ancak bu kelimeleri farklı biçimlerde ifade etmek, onlara değişik anlamlar yüklemek ve neredeyse ölmüş kelimeleri yeniden canlandırmak mümkündür. Sözgelimi bir aşk şiirini herkes yazabilir, herkesin yazamayacağı bir aşk şiiri yazmaktır aslolan. Bunu yapmanın tek yolu da İmgeciliktir.

Sergey Yesenin
Sergey Yesenin
Alkol bağımlılığı ve sorunlu evliliklerin hırpaladığı Yesenin, aynı zamanda başlangıçta hararetle desteklediği sosyalist rejimle de ayrı düşmüştür. Buharin, Sergey Yesenin’i eleştiren sert bir yazı kaleme alır. Yesenin’in kitaplarının kısa süre içinde Rus Index Librorum Prohibitorum’un içine girmesine neden olan bu uyuşmazlık, doğurduğu sonuçlar bakımından hem Yesenin, hem de Rus yazını için bir kayıptır. Bir şiirinde Yesenin “Üvey değil öz oğlu olmak istiyorum Sovyetlerin” diye haykırır. Yine yasaklı isimler arasında yer alan ve bu sebeple Nobel ödülünü reddetmek zorunda kalan Boris Pasternak’a göre Yesenin; Rus şiirinin gelişim sürecindeki en önemli kilometre taşlarından biridir.

Öldüğü yıl kaleme aldığı otobiyografisinde “Devrim boyunca, ben Ekim’in yanındaydım, fakat ben onu köylü sınıfımız için bir kurtarıcı olarak görüyordum.” satırlarına yer veren Rus şair Sergey Yesenin, Rus Devriminin getirdikleri ile devrimden bekledikleri arasında dağlar kadar fark bulunduğunu anlamakta gecikmez. “Hangi devrime ait olduğumu artık bilmiyorum. Tek bildiğim şey, ait olduğum devrimin Ekim devrimi olmadığıdır. İçimde hâlâ Kasım var benim.” cümlesiyle ifade eder bunu. Ve bu şikayetleri Komünist rejim tarafından mimlenmesine sebep olur. Düne kadar Rus gençliği için idol kabul edilen Yesenin, sert bir şekilde düşmeye başlar. Cenazesi devlet desteği olmaksızın kaldırılır. 1960’lı yıllara kadar şiirleri ve fikirleri yasaklanır, kitapları toplatılır.

Şiirleri Azer Yaran, Ahmet Necdet, Yurdanur Salman, Atilla Tokatlı, Nihal Yalaza Taluy ve Ataol Behramoğlu gibi isimler tarafından Türkçe’ye çevrilen şairin çevirisi Azer Yaran’a ait meşhur Hoşçakal şiiri Selçuk Küpçük tarafından seslendirilmiştir.

Editörün Notu: Hoşçakal Dostum yazısı daha önce Renkli Dergi’de yayımlanmıştır.

Yazar hakkında

Hüseyin Cahid Doğan

Hüseyin Cahid Doğan

1980 İzmit doğumlu. İşletme Fakültesi mezunu. Ürünleri; Martı, Genç Adım, Mefkure, Vivo, Toplumsal Asabiyet, Kavsıkuzeh, Renkli Dergi, Ardıç, Serseri, Etika gibi dergilerde yayımlandı. Kocaeli Üniversite'sinde çalışıyor. Elif Bilge ile evli. | Yorumları

2 Yorum

  1. Şairlerin genç ölmesinin sebeplerini araştırma denemesi demiş ki,

    [...] çalışma için seçilen intihar etmiş şairler: John Berrymandi, Hart Crane, Sergei Esenin, Adam L. Gordon, Randall Jarrell, Vladimir Mayakovsky, Sylvia Plath, Sarah Teasdale and Anne [...]

    Yazı Tarihi Ocak 16, 2008 at 9:23 am

  2. Söz demiş ki,

    [...] İntiharın en kusursuzunu arıyor bunaldıkça insanoğlu. Kurt Cobain, Sergey Yesenin, İlhami Çiçek. İntihar en iyi şiirle açıklanabilir belki de Albert Camus [...]

    Yazı Tarihi Ocak 16, 2008 at 9:24 am

Yorum ekle