Hikâye

Sessizce

Sessizce

-İyi misin? -… -Ali, duyuyor musun beni? -… Duymuyordu. Birden ne olduysa olmuştu. Hep birdenbire olurdu. Yağmurun inmesi, şimşeğin çakması, yerin oynaması, denizin taşması gibi. Postaneden çıktıktan sonra kaleye doğru giden yola döndüler. Aklında her zaman yapılacak işlerin listesi olurdu. Ama hiçbir zaman yanındakini duymayacak denli dalmazdı. Nefesi duraklamazdı ve sonradan soğukça terlemezdi. Suyun altında [...]

Yaprakların Canı

Yaprakların Canı

Yeryüzünü ezmeden yürümeye çalışıyordum. İçimdeki melankoli, kâğıda düşen bir damla mürekkep gibi, az biraz dağılıp, sonra durduğu yerde derinleşiyordu. Ne zaman büyüdüğümün farkına varsam, çocukluğumun anıları, kuru bir ekmeğe toplaşan kuşlar gibi başıma üşüşüp, gagasıyla didik didik ediveriyordu kalbimi.