Müjgan’ın gidişinden sonra Şahin, şahin değildir artık. Yıkıntı bedenine aksetmiş, duvarları darbeye gelmiş bir bina kadar tepkisiz ve sessiz olmuştur. Zira; “söz yoksa merhamet yoktur!”
“Bir şarkı geziniyor içinde; “ateşe benzerdin küle dönmüşsün”. Kül ve göl. Şahin kül müydü kendi yangınından kurtulamayan? Yakan Şahin’di, yanan Şahin. Kül ve göl değil! Kül ve gül! Yaralı yüzüne rağmen, (rağmen ne demek, asıl yaralı yüzüyle) Müjgan güldü. Kül ve gül. Yazılışları aynıydı. . Kef ve lam. Okunuşları farklı. Aynı harflerle yazılan başka başka hikayeler olacaklardı. Şahin hikayesini kaybetmişti. Aşkını ve hikayesini.” Kitapta, bir kitapta olamayacak kadar iyi, evet; ancak açıp bakıldığından bir yürekte görülmesi mümkün olacak kadar gerçekçi anlatılar vardır; içsel hesaplaşmaya, hüzne, acıya ve aşka dair.
Köyüne döndüğünde karşılaşacağı “üniversiteli çoban diye güldürme kendine!” sözü için, ‘hayatın içindendir’ betimlemesi mi uygun düşer yoksa ‘aman Allahım! bu söz bana ne kadar tanıdık geldi!!’ ünlemi mi? tartışılır..
Kasabanın doktoru ihtisası olmadığı bu hastalığın teşhisini tez koyar; bu kendi içinde konuşup duran gencin iyileşmesi için başka birinin onunla konuşması gerekmektedir. İnsanın yalnız yaşa–ya–madığını hatırlatılır.
Muhsin Amca; yarım bıraktığı hafızlığını yüzüne vurmak için “hafız” diye seslenilmesinden gocunmayan, rıza mefhumuna meftun o adam, usanmadan uğraşır bu kara gözlü gençle. Gecelerce konuşur cevap beklemeden. Sessizliğin merhametsizliğinden kurtarır Şahin’i. Şahin ayağa kalkar ama hala kendini bulamamıştır.
Tarlada gezerken Muhsin’in ayak izlerine basarak yürür ve düşünür: “Kendime yenilmiş adam hikayeleri toplarsam, onların hayatından kopya çekersem, onların hayatlarının beğenmediğim yanlarını dışarıda bırakırsam üzerine basabileceğim hayat izi bulabilir miyim.” Aşina duyguları dile getirmiştir yazar yanılmak ihtimalini hiçe indirgeyerek..
Şahin, bu sessizlik içinde, babasının sağır dilsiz evlatlığı Şaban’a benzemektedir tıpkı. Kader -neden o en tanımsız-, uzakları yakın yakınları uzak ediverebilmektedir zira. Köylülerin görüş alanlarına hükmeden önyargıları sebebiyle sima güzelliğini bile fark edemedikleri, sesini ilk kez Halil Ağa’nın cenazesinde Kur’an okurken işittikleri sağır dilsiz(?) çoban, hayatın içinde sık karşılaşılan ve her seferinde gönül gözünün bakamayışı sebep, niceliğini göremediğimiz pek çok yanılgının temsilidir; Şahin ilk önceleri nefret ettiği sessizliğinden ürktüğü, kokusunda tiksindiği Şaban’da kendi aksini görür bir zaman sonra.
Şaban’ın sesinden YaSin suresi.. “Bir ölümden hayat doğuyor!” Oysa ki o hayat hep vardı. Işık idi noksan olan. O ışık ki ancak bir insanda vücut bulur. Şahin bunu en çok Müjgan’da hissetmişti. Müjgan ayan yapardı çünkü terapilerini. Terapi olduğunu hissettirmeden ve ki bilmeden: “Aaa oyun bozanlık etme; ben sana rüyamı anlattım! Ne görüysen sen de anlatacaksın” diyerek rüya görmeyi bile öğretmişti Şahin’e; hiç rüya görmediğini bilmeyerek.
Bu açıklıktı Şahin’i O’na bağlayan. “Miroğlu buradan geçti mi?” diye ardı sıra koşuşturan çocuklardan kaçışları, Şahin’in Miroğlu’nun kim olduğunu bilmeyişi.. Bunlar da Müjgan’ın sebepleriydi belki..
“Ben Miroğlu değildim. Etrafındaki kızlardan hiçbiri Müjgan değildi.Yine de hepimiz öldük!..” Çok güzel bir ifadedir bence bu. Çok güzel bir ayrımsama ve ayrılık acısı çeken bir adamın kurgulamlarını çok güzel yansıtma. ( Söyle okuyucu, güldün mü ağladın mı bunu okuyunca!)
Müjgan’dan ayrılışından sonra o diziyi sığınak yapar kendine, ama kimsenin –hayat- izinde bulamaz kendini. Öylesine herkese özeldir,öylesine çeşitli ve komplikedir ki; ya kader ya da aşk ya da ikisi de..
Yazarın kader kavramıyla irade kavramını bu kadar sakin özdeşleştirmesine hayran olmamak elde değildir ve..
Bu arada Müjgan’dan gelen mektubu okur Şahin. Mektupta, “Gördüğüm güzel kız yüzleri kalbimin kendine varmasını engelliyor. Şahin böyle bir kızla evlenebilir diyorum. Böyle bir kızı sevebilir. Senden uzaklaştığım zaman bu kuşkulardan da uzaklaşacağım. Ama senden uzaklaştığım zaman kendime varmaktan da uzaklaşıyorum’’ demektedir yüzü kadar gönlü de yanık genç kız.
“Gel” dememiştir Şahin’e Müjgan ama işte “gelme” de dememiştir. Tercih sunmuştur; tereddüt ve liyakatsizlik acısıyla kendini bulamama girdabı arasındaki tercihi Şahin’e bırakmıştır adeta.
Şahin, Müjgansız geçen zamanda bulamadığı ayak izlerini arayacaktır. Aidiyetini ve kimliğini, Müjgan’a gittikçe keşfedeceğini bilerek değil ama hissederek koyulur yola.
Müjganı arayacaktır ve kendini bulacaktır çün “kalbim kendime varmadıkça hiçbir yerdeyim.”
Sayfalar: 1 2