Her yer hiçbir yer, menzile uzaksa eğer

Tavsiye Et Yazdır 273 izlenim
Her yer hiçbir yer, menzile uzaksa eğer

Pek çok insanın, -hatta, devinimlerini makul ve ya gizli tutmayı başarabilenleri hariç tutmazsak- tüm insanların yaşadığı duygu yoğunluğu…

Derişmeden denkleme oturtulamayacak, çözüm bulunamayacak bir çözelti.. Dalgalanmadan durulmayacak bir deniz : benlik arayışı! Kimlik sorgusu…

İşaretlerin peşinden gideriz çoğu zaman. Belli çıkarsamalar vardır hayatımızda: “şunun ardından bu olur. Bu, bu demektir…” belli göstergeler vardır; adımlarımıza hüküm perva olmuş.. Oysa, yol gösterici kabul etmez aşk! Oysa denklem dinlemez kader!

Tezat ki, bazen de masallar, realitesini aşacak kadar söz sahibidir. İşte bu iki tezat hiçbir yer’de bir araya gelebilmiş. Yazar, masalların ikliminden dem vururken, kaderin keskinliğini elimizi/ yüreğimizi keserek anlatabilmiştir.

Hiçbir Yer, hiçbir yer olamayacak kadar hayattır. Ya da belki hayat hiçbir yerdir de aslında..

“Yalnız ağlanıyor. Usul usul ya da haykıra haykıra.(…) Oysa yalnız gülünmüyor. İnsan, kimsenin olmadığı bir mekanda kendi kahkahasından korkuyor. Bir ürperti. Kendi kahkahasınız içinde kaybolma korkusu.” Böyle pek çok cümle vardır ki, “acaba hayatıma dahil mi olmuş kalemkar, ben fark edemeden!” şaşkınlığını yaşatırken, kendi mahreminizi, kendi kendinizi çözmenize sebep olmayacak kadar da size bırakır. Belki sadece ip ucudur verilen, belki “tek sen değilsin” dir. Hasılı aslında ‘ben’dir, ‘benden’dir.

Nitekim, Fatma hanım, bir hanım olarak Şahin’in ruh dünyasına ne kadar başarılıca dahil olmuş ve ‘Şahin’ olabilmişse, bir o kadar da O’nu O’na bırakmış, sanki, empatiden öte tanımlayamayacağı derinliklere müdahil olma küstahlığından kaçınmaya çalışmıştır. Bu haliyle stilin, az rastladığım kadar adaba riayet eder olduğunu belirtmek gerekir.

Şahin’in, başkası için hayat-lar- yaşaması ve kendisi için yaşadığı tek hayatın Müjgan olması, sonra Onun yitimi, sonra Şahin’in hayattan kopuverişi, örnek karakterindeki, örnekleri içimizde yıkıntısı, okuyucuyu değil artık biliyorum; ama beni ‘kader’i düşünmeye sevketti: Yaratıcı, tek sığınağını patlamaya kurban verirken ne murat etmişti Şahin hakkında?

Şahin’in ‘ben’ ararken bulduğu ‘benler’i… Hüsn-ü yusuf güzelliğindeki benzeri sağır çobanla aralarındaki uçurumla kıyas edilebilecek farkının, ilmekler atıldıkça hiçleşmesi .. Bir yol gösterici arayışı ve yolun, göstericisi olsun olmasın yaşanacağını keşfetmesi; yani kaderi..

(Kitapta verilmek istenen mesajla ilgili; yol göstericilerin ve sebeplerin birer teselliden ibaret olduğu ve tabir yerindeyse; her dağın ardında bir dağ olduğu ilavesini de yapmak mümkündür. Buna binaen, Hiçbir Yer bana, Barbarosoğlu’nun, Acı Deniz sürecinde edindiği tecrübe ve edinimlerin harmanlanıp aktarılması ve çözeltinin bir kat daha yoğunlaştırılması gibi de geldi.)

(Bir ilave daha; teselli gerekli midir? Evet; zira yaşamak acısı tesellisiz geçmeyecek kadar derinleşir bazen.)

Evlere konuk eder okuyucusunu Fatma hanım: annesi erken kalktığı ve biber kızarttığı için yuva olan evlere… Genzinize dolar kızartma kokuları.. ya da hemen akabinde, Şahin’in bir biber kokusunda, bir keklik suyunda ya da bir espride Müjgan’ı anımsayışındaki hüznü boğazınıza… Öylesine içsellikli ve doğaldır anlatılanlar; keza, evlerine konuk olduğunuz kadınlar bunalım takılıp sizi boğmamakta, yemek yaptıkça güzelleşeceğinize ve mutlu olacağınıza inandırmaktadırlar. Kadının, kuş tüğü koltukların içinde depresyona terk edilmiş hayat çizgisini, yaptığı aşa sevgi ilave ederek asketik boyuttan kurtarma eğiliminin samimi yansımasıdır cümleler.
Şahin, Müjganla nişanlanmasını bile, son derece sıradan bir olay gibi yazmıştır defterine; oysa ki hayatının tamamlanışıdır bu olay ve Müjgan onun yıllardır eksik kalan ve gitgide eksilen yanıdır.

Müjgan fistolu kumaş arar bütün gün. Hayat çok güzeldir. Güzeldir ama her ikisi için de normaldir o güne kadar. Mükemmelliği, onu kaybedene kadar neden algılayamadığımızı çok güzel anlarız seyretmekte olduğumuz hayata bakarken.

Babasının hep aynı tarzda yazdığı “okulu bitirmeden gelme” ile neticelendirdiği mektuplar hep hüsh-ü niyet ile yazılmıştır. Baba, oğlunun kendisine yaklaşımını daha naif bir alana kaydırmaya çalışsa da bunu başarması mümkün olmaz çünkü ilişkilerindeki resmiyet aralarındaki en büyük engeldir. Şahin kendisini babanın yerine koymayı ancak babası öldüğünde akledebilecektir.

Yüzünün yanmasından sonra Şahin’in hayatından çıkmak Müjgan’ın kararıdır. -Çevireyim yüzümü kendi yüzüme ve kitabı hayatıma; hiç mi yüzüm yanmadı? Hiç mi yüzü yanmadı ya da Yusuf’un?- Okurun, Müjgan’ın kararına isyan etmesinin asıl sebebi –ki ben ettim! – yüzün yanmasına eş tutulacak değişimleri kendi hayatında anımsayabilmesine rağmen, hayatın yarısını hayattan çıkarmak yerine, bir yarıyı yaralı kabul etmek ve yarıyı yara sarmaya adamak tercihidir. Ve ya böyle olması gerektiği kanaatidir. Müjgan bu tercihi yapmamış, en kolay olanı ve ama en zor olanı seçmiştir.

Yazar Hakkında

Elif Bilge Doğan

Elif Bilge Doğan

1984 Çanakkale doğumlu. Okul Öncesi Eğitim Bölümü mezunu. Ürünleri; Yedi İklim, Serzeniş gibi dergilerde yayımlandı. Tiyatro Yazarlığı yapıyor.

Yorum Ekleyin

Yorumlar Gravatar desteklidir. Gravatar kullanın.

Kullanılabilir XHTML parametreleri: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <blockquote cite=""> <code> <em> <strong>