mukaddime
eve geç kalırsam eğer
dayanamam uykum kaçar
banyoda jileti unutursam eğer
farkına varamadan ayağım kayar
oysa ne geç kalacak bir evim
ne banyoda bir jiletim
kesecekse bıçak
en keskin yüzüyle kessin
I
bıçaklar bilenirim keskin yüzümle eşyaya
oysa tecrit edilmiş soğan kabuğuyum
uçuşur zarı yırtılmış gecenin aydınlığına
içimin kenarından katılır o derin uykuya elimde tuttuğum kin
hüznün ardılıdır artakalan
geride kalanlara
kimdir kalan bu uzun maratondan
sağ salim sahile kavuşan
kim bilir kimdir günün ardınca koşuşan soluk soluğa
yoksa anlık heyecanlar mıdır hayata bağlayan
bir merdiven çekilmiş göğe
uzanan ellerim mi ya rabb
ellerim mi uzanıyor sana
yoksa içimdeki boşluğa söz geçiremem bilirim
bilirim bilinmesini istemediğin sırrı bilirim
sen ne biçim tanrısın dedirtircesine küstah mısralar geçiyor içimden
bilsen içimden neler geçiyor bir bilsen
bir sen yoksun belki de içimde
bilsen yok
II
leyla’ya övgüler düzüyorum dulsinea duymasın
duymasın kıskanır tüm kadınlar
ne mısralar diziyorum leyla’ya
ah bir duysa leyla bile kıskanır
oysa kader kahpe leyla kör
leyla kör olmuş kader kahpe olsun ne yazar
ne yazar hayatın zorlukları içinden çıkılmaz labirentse
ne gelir elden leyla görmedikten sonra
bildim ki feleğin sillesini göklerden uzanan bir el yazar
bilemem gecenin rengini yüzün müdür
yarım kalmış bu koşuda sabra bırakan sözün müdür
keşkelere rağmen duymasaydı kulaklarım
doğrulsaydı boşluktan içimdeki ejderha
ah bilsen geceleri ateş kusuyorum
III. 1
yediğim dayak ertesinde bir gün
“ne gevşetmeye gelir ipleri ne de germeye”
dedi babam
(bu onun ağzından duyduğum son sözlerdi hayat üzerine)
bildim hayatın denge üzerine kurulduğunu
her sabah uyanmak için kurduğum saat gibi
oysa hayatı olağanca basitliğiyle yaşamak
tüm çabalarımın bir kumar olasılığıyla akması
her şeye rağmen denemeye karar verdim hayatı
durulunca içimdeki durgunluk
çığlığa dönüşünce içimde kopan tufan
gördüm hayatın beni kışkırttığını
şimdi kendir bahçesinde sinekçil kuşuyum
her doğana and olsun
yaşayan ölüleri dinliyorum
III. 2
sağırdır sanrısı bağrında kalan çocuk
bildim ki hatırına yaşanmıyor hayat
oysa hep kaçmaya yeltendiğimde
darmadağın dayanak oldu yüzün
çektiğim son blöfte anladım ki
denenmeye değermiş hayat
son söz
coşkusu içinde kalmış gülümseyen çocukların
yüzündedir ölümü alınlarında değil



Yorum ekle