Hayat dışında kalmak ya da deniz feneri

Tavsiye Et Yazdır 498 izlenim
Hayat dışında kalmak ya da deniz feneri

İnsanlar… kadınlar,erkekler ve deniz fenerleri… ya da deniz fenerlerine benzeyen insanlar.

Ünlü İngiliz kadın romancı (1882-1941) işte tıpkı deniz fenerine benzeyen Mrs Ramsay’in etrafındaki insanları ailesini nasıl etkilediği anlatılıyor bu romanda.

“…ve orada terk edilmiş bir deniz kuşu gibi tek başına dururdu;bu onun kaderiydi,ona has bir şeydi;işte onun asıl kudreti,asıl meziyeti buradaydı;bütün fazlalıkları birden silkip atmak,özleşmek,küçülmek,hatta bedenen bile,daha hafiflemek,daha çıplak görünmek ve yine de düşüncelerinin kesafetinden hiçbir kaybetmemek;kendi küçük toprağı üzerinde durup,insanların içinde bulunduğu cehalet karanlığına meydan okumak…”

Woolf yazarken ilham bekleyen tipteki yazarlardan değildir. Yazıları üzerinde titizlikle çalışmıştır. Zor okumaların yazarıdır.

“Üslup,insandır;ama var olmanın şevkini duyan,ayna karşısında kendini inceleyen,bunun az çok sonuçlarını araştıran insan… Yazarın her eseri onun ruh çözümlemelerine biraz daha yaklaşmamıza yarar. İnsan;ama gerçek insan yazışma üslubunda anlaşılır.”diyor J.D Lacretelle. V.Woolf ‘da realizme kulak asmadan yazıyı şiire yaklaştırır “Deniz Feneri”nde.
Bu yüzden ilk eseri Gece ve Gündüz’de,son eseri Yıllar’da bu kadar ses getirmemiştir. Yani sadece realizmin etkisi hissedilir bu romanlarda. Kuru,insana hayata dair o mistik yan ihmal edilmiştir. Oysa Deniz Feneri’nde okuyucuyu zihinsel bir yolculuğa davet eder. Kolay metin anlayışını yıkmaya çalışır. Romanda olay diye bir şeyden söz edemeyiz. Kahramanların ağzından bir takım izler,ip uçları verilir sadece. Bir birlerini gözlemleyen tiplerin,ayrıntılara dikkat çekerek romanın akışını sağladığı ortadadır. Yazarın bakışı ise hümanisttir. Sanat eseri ile hayat bütünleşmiştir. Kadınla erkeğin ezeli rekabeti,çatışmaları hoş görme felsefesine yenik düşer. Modernisttir. James Joyce gibi olaya tarafsız bakar,psikanalizi de ihmal etmez.

“Zamanımızda romancının karşı karşıya bulunduğu mesele,muhakkak daha önce de olduğu gibi,istediğini yazmakta serbest kalma yollarını elde etmektir. Modern romancı kendini ilgilendiren şeyin artık “bu şey” olmayı “o şey” olduğunu açık açık söyleyecek cesarette olmalıdır,eserini yalnız ve yalnız “o şey”den meydana getirmelidir. Modernler için “o şey” onları ilgilendiren nokta, psikolojinin karanlık taraftarından olsa gerek. Böyle olunca da esas nokta bu zamana kadar bir kenara bırakılmış olan bir noktadır,öyle olunca da romanı yepyeni bir şekil içinde kurmak icap eder,bizim için kavranması güç,bizden evvelkiler için hiç anlaşılmaz bir şekil…” Woolf böyle derken empresyonistleri tanımlamış olur. Şekil ve içerik olarak farklı şimdiye kadar denenmemiş bir roman anlayışıdır. En ufak bir detayın hayatımızı nasıl güzelleştirdiğini göstermektir amaç. Eskilerin anlayamayacağı yenilerin de kavramada güçlük çekeceği bir tarz.
To the Linghthouse-Deniz Feneri Virginia Woolf’un en başarılı romanıdır. Kuşkusuz bu roman,onu modern tarzın öncüsü yapmıştır. Bilhassa kadın karakterler güçlüdür. Diğerlerini etkiler durumdadır. Woolf “romanda en uygun konu diye bir şey yoktur,her şey,her his,her düşünce romana en uygun konudur,zihin ve ruhun her hali romanın konusu içine girer. Hiçbir his yersiz değildir.”der.

Roman Heabrides adalarında yaşayan sekiz çocuklu Mr.ve Mrs. Ramsay ailesinin günlük hayatından kesitler halinde anlatılır. Evin küçük oğlu James deniz fenerine gitmek ister fakat gidemez. Baba her seferinde bir bahane bulur. Yıllar sonra anne ölür. Baba,James ve kız kardeşi fenere giderler. Ama o yıllar önce gitmeye can attıkları fener değildir artık. “Fener,o zamanlar,sisler içinde gümüş gibi parıldayan bir kuleydi. Akşamları birden bire açılıp,tatlı tatlı bakan sarı bir gözü vardı. Halbuki şimdi… Fener bu idi demek? Hayır öteki de fenerdi. Çünkü hiçbir şey sadece tek bir şey değildi. Öteki de fenerdi.” Hisler değişmiştir. Fenere gitme fikri cazibesini yitirmiştir. Bir kere anne yoktur. O yılların verdiği heyecan,hayal gücü,çocuksuluk yerini nefret ve isteksizliğe bırakmıştır. Dolayısıyla,yolculuk bir işkenceye dönüşmüştür. Romanın diğer iki önemli kahramanı iki aile dostudur.

Mr.Tansley ve Lily iki sanatçıdır. Biri yazar diğeri ressamdır. “Kadınlar resim yapamaz,yazı yazamaz”gibi saplantıları olan Mr. Tansley’e rağmen Lily tuvalini ve boyalarını bırakmaz. “ama belki tavan aralarına asılacak” diye düşündü. Belki de kıvrılıp yuvarlanarak bir kanepe altına tıkılacaktı;ama böyle de olsa;hatta böyle bir resim için de olsa bu doğruydu;Lily “insan şu manzara için değil ama,bu taslak için,onun gayesini düşünerek ebediyyen kalıyor”diyebilir. Yıllar sonra yarım kalan resmini tamamlar. Mrs. Ramsay hayatı bütün güzellikleriyle yaşayan, pozitif enerji yayan yaratıcı bir tiptir. “Evlenmemiş bir kadın hayatın en güzel tarafını kaçırmış sayılır.”görüşünü savunur. Lily’i etki altına almaya çalışır. Ama yıllar sonra Lily haklı çıkar,çünkü resim yapmak onun hayatıdır ve yalnızlık sanatına güç vermektedir. “Lily hem istemiyor,hem çekiniyordu.ne için hep böyle hayatın içinden çekilip çıkarılıyor,zorla uzaklara çağırılıyordu?” hayatın dışında kalmayı yeğleyen ama hayatı tuvale geçirmekte usta bir kadındır Lily. Mr. Ramsay son derece huysuz,kaprisli, çekilmez,sorumluluğu eşine yüklemiş bir insan. Sık sık evliliğini sorgular ve “evlenmeseydim daha iyi mi yazardım?”der. Fakat Mrs. Ramsay ölünce boşluğa düşer.

Woolf’ün romanında aşk, trajedi, komedi işlenmemiştir. Ancak hayatın kendisinden çok insan ön plandadır. Bunu yaparken D. H. Lawrance ve Aldous gibi psikanaliz metodunun yanı sıra cinsiyeti ön plana çıkarmaz.

Kültürlü bir ailede yetişen Woolf ilk eserini 1915 de vermiştir.roman ve eleştiri dalında yazılmış eserleri vardır. Gece ve Gündüz (1919), Jakob’un odası (1922), Mars(1925), Dalgalar (1931) ve Yıllar (1937) en önemli eserleridir.

Çevirisi Naciye Akseki tarafından yapılmış bu romanı MEB. Dünya Edebiyatından Seçmeler Dizisinde bulabilmek mümkündür. İstanbul 1993.

Yazar Hakkında

Meral Afacan Bayrak

Meral Afacan Bayrak

1976 Çanakkale doğumlu. Çan İHL mezunu.Çanakkale 18Mart Ünv.MYO.Seramik Bölümü mezunu.1997-2002 yıllarında Çanakkale Seramik A.Ş.de çalıştı.Halen Anadolu Ünv.İşletme Fakültesi 3.sınıf öğrencisi. Kadın ve Aile,Sağduyu,Kökler,Yediiklim,Eylül Öykü,Bir Nokta,Ay Vakti gibi adreslerde şiir,öykü,denemeleri yayımlandı,yayımlanmaktadır.Ayrıca e edebiyat olarak gökekin,dergibi,edebiyat mezunları sitelerin de de yazıları,ara sıra görülüyor.Evli,bir oğlu var.Eşinin görevi dolayısıyla bir ara Ordu'da bulundu.Şu ara Bingöl'de yaşıyor.

2 Yorum alan “Hayat dışında kalmak ya da deniz feneri”

  1. Handiyse müntehir kadın edebiyatçılar furyasını açan Woolf hakkındaki bu yetkin değini için, şahsım adıma teşekkürü borç bilirim.

    Bereketle…

  2. bu tür yazılar artmalı bence de…

Yorum Ekleyin

Yorumlar Gravatar desteklidir. Gravatar kullanın.

Kullanılabilir XHTML parametreleri: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <blockquote cite=""> <code> <em> <strong>