Adamlara bakıyoruz otobüsün arka camından
Geçip giden günlere, modern duruşlara, mistik yüzlere
Bütün kapılar kapalı oysa, kalıyor dışarıda adamlar
Hırsından ve yalnızlığından için için ağlayan adamlar
Yiyorlar ellerinde ne varsa, yaşadıkları ne varsa büsbütün.
Otobüs geçiyor ve biz adamlara ha bire bakıyoruz
İnce ince bakıyoruz; yandan ve hafif bıyık altı gülüşlerle
Yazsa yağmur ikindileyin, güzse sabahtan akşama değin
Yazmış, yağmurmuş, güzmüş, hiç fark etmez, ha bire!
Çünkü ben bir zemheri delisiyim, çünkü ruhum böyle çok, çok rahat.
Şimdi dünyanın bu yanında şaşırıp kaldınız madem
Öyleyse kalp gözünüzü açıp şu gösteriyi izleyin mutlaka!
Israrla bir akşamüstü düşleyin rahatlamak için, bir öbek karınca!
Boğazda birkaç sandal, başınızın üstünde bir dizi turna
Biraz sonra herkese mis kokulu çaylar, yüzlerce mum ve limon
Biraz sonra çünkü insanlığınız donacak, bütün kuyular açıldığında!
Otobüs giderse gitsin, biz çaktırmadan adamları izleyelim
Ardından gelen mavidir nasıl olsa ve bizim orayadır kesin!
Adamlar acayip problemli kardeşim, adamlar kıtır kıtır şiir doğruyor
Dokuz doğuruyorlar bunca kalabalığın içinde, oturup kalkıp, ne ayıp!
Meclisin tam orta yerindeyken üstelik aniden ve hiddetle, ne ayıp!
Şimdi otobüsten bize bakıyor halk, biz de adamlara
Adamlar ne yapsa beğenirsiniz: bol bol arkaik resim ve gün boyu aspirin!
Evinse kapıları hâlâ kapalı, bu durumda ne yapılır, günlerin
Issızlığı doğranır kapı önlerinde, biraz da şiir üç gün ve üç gece!
İsteyen doğrasın vicdanını, kanatsın gövdesini gözlerini kapatıp
Nasıl olsa adamlar kirli sularda pişmiş, puslu vadilerin çetesi olmuş
Nasıl olsa bir mavi gelir birazdan, atlayıp gideriz birlikte, gideriz elbet…
AZedebiyat dergisinde yayınlanmıştır.
1960 Çanakkale doğumlu. İlahiyat Fakültesi mezunu.



Son Yorumlar