Gödel, Wittgenstein ve sentaks üzerine

Yazan: Celal Güneş Tarih: Temmuz - 22 - 2008

Formalizm ve determinizm kimilerine göre bilimin gelişmesinde en büyük kırbaç, bilim yapmanın olmazsa olmaz koşulu. Öte taraf da buna kuantum fizikçileri, Gödel, Turing ve günümüzde Chaitin gibi matematikçilerin karşıt görüşleri var. Tabii ikisini de yaşamının iki ayrı döneminde savunmuş bir filozof Wittgenstein…

Wittgenstein varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş -yaşamının ileriki dönemlerinde bunu red etmiş- bizim de üzerine konuşacağımız üzere iki dönem yaşamış ve ortak yönleri çok olsa da iki farklı düşünceyi savunmuş iki düşüncesi de çığır açan beklide tek filozoftur.

İki dönem birçok yazarda gözlenen bir durumdur. İlk dönem ikinciye bir basamak oluşturur. Peki Wittgenstein nasıl bir dönüşüm yaşamış?

Ludwig Wittgenstein
Ludwig Wittgenstein
Gödel ve Wittgenstein Viyana ve çevresinde büyümüş ve döneminin beklide en parlak bilimsel düşünce merkezlerinden birinde büyümüşlerdir. Beraber toplantıya katılmışlardır ve muhtemelen başka buluşmamışlardır.

Gödel fizik ve matematikle ile ilgili idi. Wittgenstein bertrand russel’in öğrencisiydi (Cambridge’de). O dönemlerde Wittgenstein’ın hocası Bertran Russel ve Alfred North Whitehead “Principia Mathematica” isimli kitabi yazdılar. Kitap, John Kemeny’e göre: “Hemen hemen her felsefeci tarafında tartışılan hemen hemen hiçbir tarafından okunmamış bir yapıt”tır. Kitap üst düzey teknik bilgi gerektiren bir kitaptı; ve bütün teoremleri kapsayacak bir simgeler kümesi öneriyordu. Ayrıca bazı paradoksları gündeme getiriyordu. Mesela; Berber Paradoksu ve Epimenides (yada yalancı’nın) Paradoksu:

Bu tümce yanlıştır.

Bu kendine-göndergeli bir durumdur. Yani; eğer tümce geçekten yanlış ise yukarıdaki cümle doğrudur dolayısıyla yanlış değildir. Tersi de aynı paradoksu içerir. Bu durumlar ayrık küme konularıdır ve bir cümle hem yanlış hem doğru kümesinde olamaz!

Hilbert “Bütün doğru öne sürümler bir biçimsel dizge içerisinde ispatlanabilir olmalıdır.” önermesini ortaya atar ve bunu geliştirmeye çalışır. Yukarıdaki dizge (veya sentaks) simgelerin belirli kurallar çerçevesinde dizilmesidir. Mesela; cümle kelimelerin kurallı bir şekilde diziliminden oluşur, sayı dizileri aynı şekilde sayıların belirli aralıklar birleşimdir. Yani; her mana veya matematiksel gerçeklik; bir sentaks (paragraf, cümle vb.) veya bir semboller kümesi ile ifade edilebilir olmalıdır. Sizce de bu mümkün mü?

Kurt Gödel
Kurt Gödel
Bu soruya Gödel’in cevabı kocaman bir hayır’dı. Gödel Eksiklik Teoremi’ni yayınlayınca haliyle taşlar yerinde oynadı. Gödel bu ispatı sadece sayma sayıları için yaptı. (Turing genelleştirecektir) Gödel ilk defa meta-matematik yani matematiğin kendini Sorgulamasının önünü açtı. Peki dil için bir sorgulama düşündük mü? Evrende görgümüz bütün nesneleri veya hislerimizi anlatmakta dil ne kadar yeterli? Sanırım Wittgenstein üzerinden gitmek uygun olur.

Wittgenstein’ın hayatta iken yayınlanan tek kitabı 1921′de Cambridge’de Bertrand Russell’ın gözetimi altında bir öğrenciyken yayınlanan “Tractatus Logico-Philosophicus” isimli eserdir. Dünya olgulardan ibrettir, şeylerden değil ve “Dilimin sınırları dünyamın sınırlarını olşturur.” gibi sözleriyle Wittgenstein, Platon’dan gelen dünya dair olan nesnelerin veya olguların bizim bulunduğumuz uzamsal düzlemin dışında var olmuşalardır; düşüncesiyle ters düşünceleri savunur. Gödel’in ispatıyla Wittgenstein ve Russell’in yanıldıkları ortaya çıktı. (İleriki döneminde Wittgenstein eserinin su-i tefsir edildiğini söyler) Gödel sadece matematikte ispat yaptı. Ama temel düşünceyi yıktı. Mesela; fizikte Stephen Hawking’in bir sözü: Kâinat nasılsa biz onu öyle görürüz, eğer gördüğümüzden farklı olsaydı, biz burada olup onu görüyor olmazdık. Yâda meşhur belirsizlik ilkesi… Bazı durumlarda ölçüm yapılamaz eğer yapılırsa bu ölçtüğümüz şey olmaz. Ya da Gödel’in yaklaşımıyla biz icad etmeyiz, keşfederiz.

Özetle: Biz bu kainatın bir parçasıyız. Bazı olgular gözlemlerimizin dışındadır. İkinci kitabı “Felsefi Soruşturmalar” ölümünde sonra yazılmış ve ilk kitabını düzeltme niteliği ve ilk kitabı geliştirme şeklinde kaleme alınmıştır. İlk kitapta bulunan “resimsel dil kuramı “ oldukça önemli bir kuramdır. Kuram resimlerin nesneleri belirli perspektiflerle göstermesi onun analizini gerektir. Yani nesnelere tasvir ederken ek bir analize ihtiyaç duyarız. Mesela; Dali’nin yaptığı bir resimde kol, gövde ve şekiller farklı tasvir edilmiştir. Resmi anlamak için ek renk, perspektif gibi teknikler ile resim-nesne ilişkisini anlamlandırmaya çalışırız. Bu durumda ek bir analizi gerektirecek diğer bir resmi doğurur. Bu durumda sonsuz gerilemeye düşeriz. Resmin özü yakalanmalıdır. Wittgenstein, Tractatus’un sondan bir önceki metaforunda şöyle der:

“Savlarım şu yolla açıklayıcıdır: Beni anlayan biri sonunda, onları onların ötesine geçmek için kullanıldığında onların saçma olduğunu görür. (Yukarıya ulaştıktan sonra merdiveni atmak gibi…) Bu tümceleri açması gerekir o zaman dünyayı doğru biçimde görür” (Kaynak: Gödel, A Life of Logic)

Ve son metafor: “Üzerine konuşulamayan konusunda susmalı”

Bitirirken; Gödel ve Wittgenstein son dönemlerinde -ilk dönem matematiksel ve mantıksal temelden nazaran- metafizik ve sosyal olgulara daha fazla değinmişlerdir. Gödel için okültizme ve Platonculuğa saplanmış diyebilirsiniz. “Samadhi” denilen hint felsefesi, nefsi öldürüp saf bilinç halinde olmadır. Gödel hayatını son dönemlerinde bunlara ilgi duydu ve 14 Ocak 1978’de zafiyetten öldü. Öldüğünde sadece 27 kiloydu. Wittgenstein 24 yaşında inzivaya çekilmiş ve babasının servetini dağıtmıştır. 1950’de kanser olmuştur. Kanserken söylediği bir söz:

“Tanrı bana şöyle diyebilir: Seni kendi ağzınla yargılıyorum. Kendi eylemlerin tiksintiyle sarstı seni, onları başkalarında görünce.”

Wittgenstein 1951’de öldü. Dili bilinçsizce kullanırken bir sorgu cümleciği, bir ayılma hali midir Wittgenstein.

Yazar hakkında

Celal Güneş

Celal Güneş

Tek kelimeyle "tutunamayan". | Yorumları

1 Yorum

  1. yusuf demiş ki,

    wittgenstein’a hakkızlık etmişsiniz galiba, hakkını verememenin sonucu. Kastetmeye zaten gerek yok. Kastınız amacını aşardı.

    Yazı Tarihi Ağustos 4, 2008 at 4:17 pm

Yorum ekle