Giz

Yazan: Ali Ömer Akbulut Tarih: Mayıs - 12 - 2005

duvarın bu yanına saklıyorum kendimi
duvarın öte yanına sakladıklarından
odamda gizleniyorum
kaçak seyrediyorum_giz’li
öte yanını duvarın.
peki:
duvar mı
yanlış tarafta
ben mi?

Yazar hakkında

Ali Ömer Akbulut

Ali Ömer Akbulut

Zarifçe ve Dergibi editörü. Öğretmen. Ürünleri; Merdivenşiir, Zinhar, Gece Yazısı, Vivo, Kavsıkuzeh, Taflan, Adı Yok gibi dergilerde yayımlandı. | Yorumları

2 Yorum

  1. Cahid Efgan Akgül demiş ki,

    “İşte sorgularla kuşatılmış bir şiir daha.. şair sürekli arıyor, ne derler; onu arayan bulamaz onu bulanlar ancak arayanlardır.. mıydı? “giz”li öğelerin kullanıldığı biraz garip bir şiir: felsefeye daha yakın.. ve şiir felsefeye yaklaştıkça bence varlığından soyutlanıyor.. yukardaki hüzün bahsi… tabi bu işin “bence”si…….. “

    Yazı Tarihi Mayıs 12, 2005 at 8:17 am

  2. Ali Ömer Akbulut demiş ki,

    hakikaten felsefeye yakınsa diyeceğim bir şey olmaz.
    şiir ve felsefe bağlantısını/bağlantısızlığını sorgulamalıyız. söylediklerin bu anlamda üzerinde düşünülmesi gereken önemli şeyler.
    ama işin garibi ben felsefeden anlamam.
    “şiir dil ve düşünce” başlıklı bir yazı yayımlanmıştı dergibi ve zinhar’da. ona havale ederek sadece son kısmı buraya alıyorum:

    “Düşünce ile (hatta felsefeyle) şiirin ayrıştığı noktalar önemlidir elbette, ama bir an bu ikisinin örtüştekleri noktaları, “uyum”larını, birlikteliklerini, mütekabiliyetlerini önemseyelim. İmge ve retorikteki “dönüştürme”yi/dönmeyi de yedeğimize alırsak bir şeye doğru dönmek, Varlık’a doğru dönmek [ya da burada nasıl denilebilir Varlık'ın açıklığına dönmek, Varlık'ın açıklığında dönmek, ve/veya Varlık'ın açıklığında Varlık'a dönmek...?!]. Şiirin de düşüncenin de işi bu değil midir? Düşünce kendi içinde, söz kendi içinde mi işler, yoksa düşünülebilir olanı düşünme gibi, Varlık’ı düşünme gibi; şiir de düşünerek mi düşünür?

    Türkçedeki kullanışbiçimini de yedeğimize alarak şiire “düşünceli” bir uğraş diyebilir miyiz? Şiir sadece estetik değildir. Sanat da öyle. Şiirde bir hakikat kaygısı işler sürekli. “Açığa çıkmanın gerçeği, belirmenin; açıklığın şiddeti zuhuru”; parlayan bir çevrim, değişme/dönüşme (değişleyim diyebilir miyiz?!). Söyleşme/söyleşi… Türkçe’deki deyi/deyiş’ten yararlanarak_deyi logos anlamına da geliyor; deyişleme?!

    Değişme/döndürme bizi bir şeye doğru döndürür (yönüm kıbleye/döndüm kabeye gibi?!). Dilin dönmesi meselesi var ya Türkçe’de. “Dili dönmek”; çocuğun dili dönmeye başlar. Dil dönmeden Bir şeye dönülmez şiirde; dil dönmeden O’na dönülmez… Görünme/kaybolma; açık olma/örtünme… Burada olma/burada olamama.
    … Ve Varlık/yokluk meselesi girer dönünce.”

    Yazı Tarihi Mayıs 13, 2005 at 8:17 am

Yorum ekle