Gelinciğin hüznü -Farid Farjad esintisi-

Nisan 30, 2009 tarihinde Deneme dizini altında Arzu Ayan tarafından yayımlandı ve 1.113 kere okundu

Her şey her şeye dönüşüyor.
Evlerin, ağaçların, yolların hayali yerini belirsizliğe bırakıyor.
Hem buradayım/ hem değilim.
Hem öldüm/ hem diriyim.
Ruhum artık yaşam ve ölüm arasında değil.
Zıtlıkların ahengini kıran yeni bir damar varsa keşfi yapılmış sanki.
farid_farjadÖnce hüzne dokunuyor nağmeler, sonra hüzünden yollar yapıyor, acıdan köprüler kuruyor, bozuyor. Bağları kuranın Allah olduğunu duyumsatıyor.
1938 Tahran doğumlu ,ülkesine hasret yaşayan baştan ayağa aşk ülkesinden geldiği belli…..
Farid Farjad’ın dışında herkesin silinerek sahnede devleşen kemanı ağlatan adamla yoldayım…
_ kalbimdeki acı neden böyle sahici? Yaşamaktan başka çaresi olmayan aşklara düştüğüm yolların başlangıcına nasıl geldim? Daha yolun başında mıyım? Yoksa yolun sonunda mı? Burası neresi? Kalbime büküldüğüm bu yollara nasıl düştüm? Anımsıyorum/ ya da unuttum/ ya da herkesinin de aynı şey olduğunu/ zihnimde tesis edilen şeylerin – ki onlar neyse- hala orda olduklarına aklettim_
Gelinciğin hüznü, dört mevsim melankoli derken ağladığımın ayırtına geç varıyorum
Yollardayım……
Bi kez daha müziğin kutsal bi elden dünyaya armağan olarak sunulmasına müteşekkirim.
Bulutların üstündeyim.
Denizlerin derininde…
Derine daldıkça azalarım kirlerinden arınıyor..
Derine, daha derine, en derine…..
Derinleştikçe uçuyorum.
Kanatsızım
Gözsüzüm
Elsizim
Sana geliyorum.
Evrende ayak basılmadık yer kalmadı.
Bak her tarafta minareler var
Doğuda bi yerdeyim belki, belki İsfahan’dayımı belki de istanbul’da
Belki istanbul’dan hiç ayrılmadım
Belki İstanbul benden hiç ayrılmadı.
Senin keman oluşunu ,bahara dönüşmeni, şiir oluşunu, hep oluşunu, hiç oluşunu, şiir oluşunu izliyorum
Vuslatsız
Kansız
Yuvasız
Ömrümüzden silinenler gözyaşına karışıyor, ömrümüz üç dakikalık bir parçaya dönüşüyor.
Gözlerimde birikenleri, elinin dokunduğu şeyleri, özlemlerimi topluyorum yeniden.
Halden hale geçmişler.
Ne varlar/ ne yoklar.
Ne asıllar/ ne değiller.
OLAN OLMUŞ/ OLACAK OLAN DA OLMUŞ./
Sözsüz dilsiz konuşuyor Amiş efendi.
Gönül evime uğruyor.
Kanıyor/ kanatıyor.
Dağlanıyor/ dağlıyor.
Ne çok acı var
başka başka, aynı aynı, eksik eksik hayatlar
ne çok eksiğiz/ ya da/
ne çok fazla her şey.
_Fonda dört mevsim melankoli var_