September 8, 2008, 20:36

Gecikmiş bir merhaba: Kertenkele

Cumartesi, Mayıs 17, 2008, 5:45
Dizin: Haber | 0 Yorum | 303 okuma

‘’bir hakikatin çocukları ile bir büyük yalnızlık içindeyiz.’’

Yalnızlık, yalnızlık Allah’ın bilebileceği bir yalnızlık. Ama bir o kadar da manalı bir yalnızlık. İniş ve çıkışın ezeli bir kabul olduğunu fısıldayan bir mukaddime ile başlıyor uzun soluklu- ki bazen derin bir soluklanma için verilen aralarda/ aralarla- dergi serüveni. Merhaba 13. Sayı, merhaba Kertenkele.

İnsan nedir? Nerden gelir, nereye gider? Sınırlar / hatırlananlar / geçmiş / gelecek / kaygılar / ortak zemin arayışları / ölüme yüklenen anlamlar / yaşamın anlamsızlıktan hayata geçirilişi / bunun gerekleri / tehlikeler / çareler/ teslim olmayan direnen kişiler, ve vicdan…. Vicdanın harekete geçirdiği insanlar/ bu insanların tanrıyla irtibatı.

Sonra ‘’tanrıdan daha bir gencim fakat…., diyen şairler. Ki yaşamın bu dünyaya ait olmadığını, şiirin sonsuzluğunda fısıldayanlar.

Sen ey kari! Bir şiire yaklaşanlardan mısın? Allah’ın göğsünü genişletip, basiretini açtıklarından mı?

Yoksa görünen dünyanın, sıradan olan her şeyin , aslından gizemli olduğunu ortaya koymaya çalışanlardan mı?

Rene MAGRİTTE, EROĞLU’ nun şiirinde haykırıyor ‘’bu bir pipo değildir’’ EROĞLU’ndan bir son söz , adeta bir manifesto:

‘’ demli bir beynin türemesinden başka bir şey değildir şiir.’’

Şimdi bir kez daha Kertenkele sayfalarında gezinin ve sorun kendinize peki şiir nedir?

Mutsuzluk Fotografları’ında, ‘’kaderi mutsuzluğumuzda olgunlaştıranlarız biz’’ diyor şair. Peki biz? Şiirin ve hayatın neresindeyiz dersiniz?

Sonra bir ‘’ SIR’’ fısıldıyor şair.

‘’Acı ellerinde derin yaralar açmış da,

Anlamamışsın daha bir kar tanesini.’’

Bilmem kaç kez okudum bu mısraları kendime, bilmem kaç gün gedirdim yedeğimde ödünç alarak sözcükleri…

Bir tavır dergisi olmayı başaran kaç dergi var şunun şurasında. Var (insan) olmak için aşk yeter mi sahiden dedirten kaç yazı okudunuz şu günlerde.

Susmanın sınırı neresidir?

Bıraktıklarımız/ bize bırakılan içinde nerdedir.

Paul CELAN şiirinin üzerine bir tahlil deneyen Mustafa ÖZDEMİR’i acının ve umudun sınırında gezinirken görürüz.

Her şeye batıdan bakma adetimizin müzik üzerindeki hakimiyetini yıllardır dinlemeye doyamadığımız Nusret Fatih Ali Han üzerinden yorumlayan Selçuk KÜPÇÜK’ün, yerinde tespitleriyle nesneden manaya müzik yolculuğu oldukça tatmin edici bir çalışma.

Eski şiir neydi? Ya da eski şiir nedir? Sorusu üzerinden şairin ödediği faturayı sorguluyor Ali Ahmet. Aklıma İsmet ÖZEL MISRALARI GELİYOR BU YAZI BİTTİĞİNDE:

Eve dön/

Şarkıya dön/

Kendine dön/

Ama ben yineliyorum?

Hangi yolla?

Cevap diğer sayfalrda Arkhe’nin tarihinde gizli galiba.

Yunus’a değen ve günümüz şairlerine çıkan soluklarıyla Kertenkele 13. Sayı yolda olan, bir yol düşü gören Muammer YAVAŞ’IN gayretlerinin semeresi.

Ölümden sonra yaşayışa yol var, diyen HZ. Pir’in sözlerine sıkıca sarılarak/ güçlükle beraber gelen kolaylıkları görebileceğiniz bir yolculuk Kertenkele …..

Kendine gel, ümidini kesme,

Biz varız haykırışında..

Duaları dualardan önceduyana

Muratları istemeden verene hamd olsun…

Aşk ile….

Yorum yazabilir, veya kaynak gösterebilirsiniz.

Görüşünüz