Fantastik, isyanın arka bahçesi midir?

Eylül 6, 2008 tarihinde Sinema dizini altında Yulun Eke tarafından yayımlandı ve 7.740 kere okundu

Kendi durumumuzu gizlemenin birçok yolu var. Muhalif olma bunlardan biri. Muhalefetinize bir şeyleri koruma soylu vasfını da eklediniz mi, kimse sizi çıkaramaz artık, tanıyamaz. Gerçek sizle tanışmak kimseye nasip olmayacak demektir. Hakiki olmayanın arkasından gitmeme, izini sürmeme anlamına gelen bu güzelim, asil nitelik böylece yerle bir edilir ve çok yüzlülüğün peşi sıra gitmek olur çıkar.

Neleri gizler muhalefet? Art niyetlerimizi, pörsümüş duygularımızı, içine düştüğümüz çirkefi, günahlarımızı, en önemlisi cehaletimizi. Şimdi çok garip bir durumdayız. Hakikatin peşi sıra gitmesi gereken halife olarak nitelenen insanın aynı halinin öteki yüzü olan hakiki olmayanın yolundan gitmeme asaletine olumsuz mu bakıyoruz o zaman? Tövbe… Böyle düşündüyseniz yollarımız burada ayrılıyor demektir. Yazıya “bi bildiği vardır adamın” deyu devam ediyorsanız sizinle de yolumuz burada ayrılsın. “Muhalif yanımızı asla pörsütemezsin” diyenlerdenseniz haydi devam edelim o zaman. Hakikatin hakkını ali tutmak muhalif yanımızı sürekli bileylemekle mümkün olabilir zira. Muhalefet hakkın yanında tavır almaktır. Dikkat istiyorum; hakikatin hakkını yüce tutmaktan, onu tepemizde dolaştırmaktan bahsediyoruz. Zemmedip kötüleyip durmaktan, yasaklamak uzaklaştırmaktan, kırıp gönül düşürmekten elhasıl hakikatin sahibiymiş gibi konuşup eylemekten söz etmiyoruz. İşte bu muhalif görünüm gizlenmiş bir cehalet örneğidir. Durmadan olumsuzlayan, durmadan yasaklayan, durmadan kınayan, durmadan buyuranvd. birilerini görürseniz bilin ki onun muhalefeti bir kendini gizleme halidir. Asıl siz ondan uzak durun.

Bunlar, insani haz alarak neyi yapmaya başlarsanız onu yasaklarlar. Tabii yasaklamaya başlayınca onu onayıcı delilleri de oluşturmanız lazım, yasaklamaya niyetlendiniz bir kere. Bu kez o şeyin en olmadık yerlerin tutulduğunu görürseniz şaşırmayın. Televizyonu mu yasaklayacaksınız; yalnızlaşmaktan tutun ahlaksızlığa kadar varır durum. Oysa bunlar bir televizyon programında bile söyleniyor olabilir. Bilgisayar mı yasaklayacaksınız, hakeza işletin aynı mekanizmaları. İşte bunların en bariz örneğini son zamanlarda fantastik kitap ve filmler konusunda yaşıyoruz. Yüzüklerin Efendisi’ne pek dilimiz varmadı, kallavi kitaplardı nitekim nemize lazım, lakin yine dokundurduk ucundan. Harry Potter’lara söylemediğimizi bırakmadık. Aldı mı arkasından bir fantastik film furyası. Eyvah ki eyvah; nesil elden gidiyor azizim!

Bu muhalif tavrın asıl maharetinin kendi halini gizlemek, en önemlisi cehaletini gizlemek olduğunu yeniden hatırlatıyoruz. Kendi geleneğimize şöyle bir dönüp baksak fantastik unsurlarla dolu onca şeyle karşılaşırız oysa. Adını anarken desturla andığımız İbn Arabi Kaf Dağı’ndan, Anka Kuşu’ndan vd. bahseder. Said Nursi’nin temsili hikayecikleri fantastiktir. Dahası talebeleri onu hayvanlarla oturmuş onlara bir şeyler anlatırken gördüklerini söylemişlerdir. Mevlana’ya hiç gelmeyelim… Hz. Ali Cenkleri, Eba Müslim Horasani, Hayber Kalesi, Battal Gazi gibi bir zamanlar her gece evlerimizde okunup anlatılan şeyleri hatırlayın. Ya masallar, masallarımıza bir bakın. Keloğlan masalları dahi fantastik unsurlarla doludur. Hatta bilmeceler. Ne enfes şeylerdir onlar şiir tadında fantastik söyleyişler. Bakın mesela:

“Kırmızı ağaç üstünde
Ak güvercin.”

“Gökte horoz ağlar
Kanı yere damlar
Karıncayı kim nallar.”

“Ey bulutlar bulutlar
Yusufu yedi kurtlar
Ben bir çeşit kuş gördüm
Tepesinden yumurtlar.”

“içi ateş, üstü taş
Üzerinde binbir baş.”

“Ocak başında kuyu
Kuyunun içinde suyu
Suyun içinde bir yılan
Yılanın başı mercan.”

“Açtım okudum dalından
Yedim doydum balından.” *

Bu bilmeceler hakikaten bir hazine. Örnekleri çoğaltmak mümkün ama işin doğrusunu bilmek bu kadarı bile yeterli bence.

Görmediğini göremeyenler olup biteni bir-iki şeyle sınırlı görmeye meyillidirler. Eskiler böylelerine “Aklı gözüne inmiş” derler. Fıtri, doğasından enerjilenen yalın insan haliyle bir akıl sahibi olmak yerine, gördüğümüz: görmediğimizle kuşatılmış bir bakış açısına sahip olmak mahrumiyetlerin en acısıdır.

Bir de çoğu ortalıkta olmak ve bir şeyler söylemek için olsa bile azıcık meseleye yaklaşma becerisi gösterenlerin söylediği bir şey var ki dikkat edilmezse öbürleriyle aynı sonuca vardırabilir insanı. Bu fantastik olanı güya olumlamak için söylenmiş gibidir; fantastiğin hali hazır duruma, içler acısı ahvale, hatta zalimin zulmüne ulu orta yapılamayan karşı duruşu fantastiğin imkanları ve dili içinde yaptığını söyler. Doğruluk payı vardır elbet. Bu “söylenti” ilk söyleniş şekliyle doğrudur; fantastik insani olanı yiyip bitiren, yok etmeye çalışan şeylerin karşısına dimdik dikilmiş ve tamamen fıtri, varlığa ait bir duyarlılığı canlı tutmuştur. Kainatla uyum, tüm varolanlarla bir arada ve sıcacık dostane bir hayat fantastiğin hep konusu olmuştur. Ama bu onun isyanın arka bahçesi olduğunu göstermez. Yani olmayan, farzedilen, kuruntulanan ya da kurgulanan bir hayat ya da varlıklarla kotarılmış bir şey değildir asla fantastik. O Goethe’nin dediği gibi “burnumuzun önünde” dönüp duran ama bizim habersiz olduğumuz şeylerden alır konusunu. Hayal dünyası dediğiniz şey öyle kurgudan, insanın kuruntusundan çok öte anlamlar taşıyan bir varlık katmanı, varlık boyutudur. Hatta giderek diyebiliriz ki dünya varlık şartlarını oradan alır. Kaçıp kurtulamıyoruz işte, inkar etmekle de onu tüketemiyoruz; daha bu yetmez mi delil olarak. Tabii asli yönelimleri buralardan beslenmeyenlerin ona kimi zararlar verdiği ve yanlış takdimlerle sundukları vakidir. Lakin bu meselenin özünü değiştirmez.

Bunca sözü aslında henüz gösterilmiş ya da gösterimde olan fantastik filmlerden konuşabilmek için ettik. Hali hazır algı ortalaması içerisinde ve mevcut durumda buna zorunlu hissettik kendimizi.

Bahsedeceğimiz filmler Spiderwick Günceleri [The Spiderwick Chronicles], Yasak Krallık [The Forbidden Kingdom] ve Narnia Günlükleri: Prens Kaspiyan [The Chronicles of Narnia: Prince Caspian].

Narnia Günlükleri: Prens Kaspiyan‘ı doğrusu bu kez ilkinden daha çok şeyler bekleyerek izledim. Birincisinden çok daha zayıf olduğunu görünce üzüldüm. Kurgu çok basit, derinlik uçmuş, kişiler bir çocuk oyununda, üstelik beceriksiz bir çocuk oyununda gibiydi. Güçlü karakterler vardı yine de filmde. Kral Miraz’ı oynayan Sergio Castellitto çok başarılıydı. Tabii cüce Trumpkin [Peter Dinklage] de. Çocuk filmi gibi de değildi işin doğrusu. Çocuksu bir tad bırakmıyor dimağınızda. Film Yüzüklerin Efendisi serisi gibi Yeni Zelanda ‘da çekilmiş. Ve yine bakın ki bu ikinci filmde sahnelerin çoğu Yüzüklerin Efendisi’nin acemi birer kopyası gibiydi. Oysa hem kitap, hem birincisiyle başlayan konu çok etkileyici anlatımlarla sürdürülebilirdi. Fantastik filmler kendilerine has bir tutum istiyor sanırım. Eğlencelik bir film yapmak isterseniz buna direniyor gibi sanki. Prens Kaspiyan’da fantastik değil eğlencelik bir film olsun istenerek yapılmaya çalışılmış. Ne o olmuş, ne de fantastik. Serinin ilki Aslan, Cadı ve Dolap her yönden daha başarılıydı.

Yasak Krallık [The Forbidden Kingdom] Jet Li ve Jackie Chan’ı bir araya getirmesi sebebiyle dikkat çekti. Jet Li’nin em>Hero’yla başlayan seride dikkati çekmesi, Jackie Chan’ın Efsane’deki başarısı buna sebep oldu. Tabii “Batı’ya Yolculuk” [Çin edebiyatının en önemli “fantastik” romanlarından biri] ve “Maymun Kral”dan alınmış figürler gibi unsurlar heyecanımızı artırdı. Fantezi ve Kung Fu birleşimi bir film hiç fena olmazdı hani. Seyirlik bir film doğru, sıkılmadan seyredebilirsiniz. Aradıklarınızı bulmanız ise biraz zor. Hoş şöyle esinlendirici sahneler yok değil, hatta görsel efektlerde hiç fena kullanılmamış ama aradığınız yok. Yani fantastik derinlik ya da iyisi siz ona fantazik ferahlık diyebilirsiniz. İşte o yok. Yüzüklerden kopya gibi sahneler var dersem şaşırmayacaksınız artık herhalde. Kardeşliğin toplanması [burada üçlü bir araya geliyor], Beyaz Cadı’nın saç dolama sahneleriyle Balrog’un kamçı dolamaları, Gandalf’in geri dönüşü vd. Hero’yu arıyorsunuz yani.

Gelelim Spiderwick Günceleri [The Spiderwick Chronicles]’ne. İşte kendine has bir film. Belki esinlendiği yanlar olabilir ama bence sezonun en iyi fantastik filmlerinden biri. Ne derler bütün dinamiklerini kendinden alan bir öyküyle karşı karşıyasınız. Oyunculuklar küçük detaylar dışında çok başarılı. Film sonunda sizi eğlendiriyor mu; evet, hem de derin derin düşündürüp gülümseterek. Heyecanınızı tutamayıp sağa sola ani hamleler yapmanız, kendinizi tutamayıp kahkahayla gülmeniz, korkuyla beklemeniz, endişe etmeniz, meraklanmanız, anlamaya çalışmanız, hayretiniz… Durun durun hepsi mümkün Spiderwick Günceleri’nde. Dahası aile, kardeşlik, yardımlaşma, sevgi gibi ekstra gönderimleri de var. Filmin kurgu, efekt, görüntü, müzik gibi unsurları çok başarılı. İşin bir güzelliği daha, film ne anlattığını çok iyi biliyor. Kitapları okumadan da filmi rahatça ve pek bir şey kaybetmeden seyredebilirsiniz. Malumunuz üzre Spiderwick Günceleri, Holy Black ve Tony Diterlizzi tarafından yazılan ve 5 kitaptan oluşan bir dizi. Bu, diziden uyarlanan ilk film. Ama filmde çok tanıdık biri var. Charlie’nin Çikolata Fabrikası‘nda ve hele de Kalbini Dinle’de çok sevdiğimiz Freddie Highmore, Spiderwic Günceleri’nde de çok iyi. Filmin en ayırıcı yanlarından biri, fantastik öğelerin hayatın içindeymiş, yaşadığımız dünyadan ayırt edilemez şeylermiş, mesele sadece görme erginliği sorunuymuş gibi verilmesi. Diyelim bir biçimde imkanına sahip oldunuz, bu bir güzelliğe açıldığınız anlamına gelmez. Orada tehlike, korku, tuzak ve kötülük mümkündür. O dünyada yol almanın usulünü bilmez, o dünyanın bilgisine sahip olmazsanız işiniz hayli zor olabilir, yok olma tehlikesiyle yüz yüze kalabilirsiniz. İşte o dünyanın bilgisine sahip olmak ve yol yordam bilmek şarttır, bunun için “görme erginliği” dedik. Fantastik olanla, hali hazır algı alanımıza giren yaşanılan dünya bir bütün olarak başarıyla verilmiş filmde. Hiç öyle hayali mesajlar veren bir film yok karşınızda. Bu onu bir çocuk filmi gibi görülmekten de kurtarıyor. Çünkü film çocuk ya da büyük herkese dokunuyor.


* Bilmecelerin cevabını bilmek isteyen meraklılara dip yazı: Sırasıyla diş, bulut, buğday, dünya, gaz lambası, kitap.