Ev çökerken
yılların yorgunluğudur
taş, taş üstünde kaygılı
yağmur sonrası hüzün
kapanıyor bir devir
sırdaşım, dut ağacı
sarnıç vardı şurada
arada kalmış, çırpınır
kederli eski toprak
gidelim diyorsun
kalk gidelim
alın terin şavkır
bir de ölüm









5:06 am | Nisan 4, 2006
Eskiyen gidiyor, kayıp düşüyor elimizden. Bu gün nedense - hikmetinden sual olunmaz- ürünler soylu bir yalnızlık ve hüzünle geldi…Yüreğinize bereket
5:06 am | Nisan 5, 2006
Sanırım Türk Şiiri içinde yapılacak antolojiler içinde en geniş hacimlisi ölüm hakkında olan olur. Sevgiden de çok.