Elias Canetti - Körleşme
220 izlenim
Şizofren nedir, ne kadar gerçekliği algılayabilir ya da daha da önemlisi sanrılarının ne kadarını gerçekle örtüştürür bilinmez ama, Elias Canetti’nin giyindiği şizofreni insanı dehşete düşürecek boyutlarda…
Kitap’ta ve kitaplarda da olduğu gibi, sağlıklı bir insan, bir şizofrenin beynini ancak yazıldığı hatta tahmin ve sınırlı bilgiler doğrultusunda yazılanlarla tanıdığı gerçeğini göz önünde bulundurursak, Elias Canetti’nin sergilediği şizofreninin mübalağa mı yoksa anlatılabileceklerin asgarisi mi olduğunu asla bilemeyeceğiz. Sözgelimi, okuyucu kitabın sonuna gelmeden başını ve ortasını anlayamazken sona gelindiğinde de şöyle bir soru çıkıyor ortaya: “Aslında hayal olan şahsın en gizli plânları da mı hayaldi? Yani bir hayalete hayal kurduracak bir zihinsel işleyişin gerçekliğinden mi söz etmeye çalışıyor Canetti?” Bu doğruysa, bize göre mümkün olmayan her şeyi gerçeklik dairesinin dışına itebilme özgürlüğüne sahip olmadığımız sonucunu istemeyerek de olsa çıkarıyoruz sayfaların arasından. Şöyle ki, sağlıklı bir insana göre evin içinde olmayan bir kadının ayak seslerini duymak ne derece olağan dışıysa, Profesör Kien’e göre o olmayan kadınla evlenmek hatta kadının ne düşündüğünü kestirebilmek ya da bazen kestirememek ama sonuçta hayaleti düşündürmek o denli mümkün ve daha tuhafı normaldir. O halde hangisi gerçek? Normal olan hayal görmekten delice korkmak mı yoksa Profesör Kien’in duyduğu gibi hayaletin plânlarını anlayamamaktan korkmak mı? Hangisi gerçek?

Elias Canetti
Klâsik tanıma göre görmek; göze yansıyan şekillerin beyin tarafından tanımlanmasıdır. Yani beynin tanımladığı ve yorumladığı şey görünen diğer bir deyişle var olan şeydir. O halde şizofren bir beynin yorumladığı o kadın bize göre yok iken Profesör Kien’e göre vardır. Peki hangisinin gerçek olduğunu kim söyleyebilir? Profesör Kien’e o kadının aslında şizofren beyninden çıkan bir kurgu olduğunu kim ispatlayabilir?
Kendinizi hayatınıza yeni bir insan girmiş olarak hayal edin. Belki yıllardır beklediğiniz prens belki de hep düşlediğiniz zarif prenses. Kalbiniz çatlarcasına mutlu olduğunuzu, sevdiğinizi ve sevildiğinizi de düşünün. An gelip birilerinin o prensesin/prensesin aslında var olmadığını, sizin sanrılarınızdan ibaret olduğunu yani bir hayalet olduğunu anlatmaya çalıştıkları zamana kadar. İşte bu nokta delirmekle inkarın arasındaki ince ve keskin çizgidir. O zaman sevgilinizin hiç var olmadığına inanıp bunalım ve kayboluşa saplanmakla size sözde gerçeği anlatmaya çalışanları yalancılıkla itham edip hayallerinizle mutluluğunuza devam etmek arasında tercih yapmak zamanıdır. Ve tahminimce tüm şizofreniler böylesi bir tercihle başlamıştır.
Ama diyorum ya, o prensin/prensesin gerçekten var olmadığını kim ispatlayabilmiştir?





Canetti bu değerlendirmeyi görseydi sanırım şöyle derdi; “Şizofreni diyorlar algınlığıma.”
Yirmi beşini süren biri için oldukça üst düzey bir deneyim olsa gerek Körleşme; Elif Bilge’nin de dediği gibi, salt gerçekliğin varlığının (non-existent) kıyasıya emzirildiği…
Ben yalan dünya diyorum.Bütün gerçeklik,orada…Şizofrende olsa ,normalde olsa hayal ile gerçeğin algılanışı hep olacak…Taa ki ölüm gelecek ,perdeler kalkacak,azraille gözgöze gelince anlayacağız;kim sevgili kim değil…Ne gerçek ne de hayal…
oldum olası sevmişimdir şifozrenleri. bikaç tahtası eksik olmalı insanın.
hakikatin sahibiymiş gibi kesin ve keskin sayklamaları tam ortasından yarıp geçen bir yazı olmuş.
bu yazılar sürse ne iyi olur…
Son zamanlarda okuduğum enfes bir değerlendirmedir bu. Hayal konusunda benim sığınağım üstat Said-i Nursi olmuştur. O, hayali, gaye-i hayal ve hayal-i batıl olmak üzere iki şubede ele almıştır. Zihnimizin bize yaptırdığı kurgular bir hayal midir? Yoksa zannettiğimiz gerçeklikle kurmacalarımızı ilişkilendirerek içinde yaşadığımızı zannettiğimiz sanal yaşamlar mı? Hayal etmeyen insanın iman edeceğine akıl erdiremiyorum; fakat iman eden insanda da akıldan ziyade kalpten neşet bir hayal olduğuna inanıyorum. Akıl devreye girince kanımca hayalden ziyade kurmaca tasavvur etmiş oluyoruz.
Son paragrafta olduğu gibi akılla yapılan bir eylem var. Kurmak, kurgulamak, kendi kurmacasıyla kendini oyalamak… Üstadın tanımıyla hayal-i batıldır kanaatimce
Bereketle…
Değerli yorumlarınız için teşekkür ederim