Duvar yazıları
Haziran 3, 2008 tarihinde Deneme dizini altında Meral Afacan Bayrak tarafından yayımlandı ve 583 kere okundu
1. Kişi yola koyuldu mu yalnızdır. Vakit gündüz, heybede umut, yüzler güneşe dönük. Var mıdır yalnızlığa bir çare? Biliyorsun ki ışık olmadan karanlıklar aşılmaz. Elindeki çırağın isi ile boyanmadan yürüyemezsin bu yolda. Unutma ki, duvarlar tanıklığa devam ediyor. Sıcaklığın ya da soğukluğu geçiriyor insan ruhunun çeperlerine. Hissiyata bürünüyor beden. Ne olsa duvardır. Tırmansam aşar mıyım, ne dersin? Nasıldı o söz? “Duvarı yıkan nem, insanı yıkan gam! “İstediğin kadar sağlam olduğunu iddia et. Böyledir, böyle gelmiş, böyle gider.
2. Bulduğu ile yetinememek, doymamak, hedef büyütmek, önüne çıkarılan engellere rağmen hem de. Bir yere varmanın bu kadar uzak, zor olacağını kestirmek lazımdı dost! Sanırım haklısın endişelerinde. Bir dilim acıyı tattığında itiraf etmiştin: Ciddiye alsaydım keşke. Üzülme! Korktuğun kadar değil. Kendi hesabıma elimdeki azığın derdine düştüğümün, yetirip yetirememek kaygısıyla sarmalandığımı görüyorum. Kendimi ayıplayıp, öyle olmadığına ikna etmek zaman alıyor. Motive olup işime bakmak durumundayım. Zaman aşımına uğramadan hem de.
3. Ağır aksak bir ilerleme bu. Nihayetinde ilerleme işte, adım… Her zaman bir problemim birden fazla çözümü vardır. Biri uymadı diye diğerini denememek olmaz. İnan bana, yaşamın özündeki hareketlerle, yaşamın renk skalasına yeni boyutlar, tonlar katmamız mümkün olmazdı. Donuk, sıradan, zevksiz bir yaşam sürerdik. Bizi ifade etmeyen, tanımlamayan, karşılamayan… Böyle sevimsiz, sıkıcı bir tabloya asla razı olmayacağımı artık herkes biliyor. Bilmeyenlerde öğreniyor dost! Süreçler süreçlere ulanıyor.
4.Var mıdır keyifsizliğe bir çare? Bence vardır. Cevabı sorunun içinde. Birden bire şimşek gibi gelip geçiyor aklımdan. Saba makamında eriyor, soruların en çetrefillisi. Görüyorum ve gör diyorum.
Editörün Notu: “Duvar Yazıları” daha önce Yediiklim Dergisi Şubat-2005 sayısında yayımlanmıştır.
