Dünya’ya sözlerimdir
149 izlenim
Dünya! gördüm seni, kimlerin koynundaydın
Hangi kirli tırnaklar etlerine gömüldü
Her ne ettiysem beni kendine denk saymadın
Bir söğüt gölgesini bu garibe çok gördün
Sırtlanlar öldürmeden parçalarmış avını
Yaralı ceylan gibi toprağına yığıldım
Her gece o yosmanın paslı göğüslerine
Ellerimi kanatıp acılarla sığındım
Seninle ben kardeşiz aynı belden düşmüşüz
Aynı anneden olduk gözlerimiz aynı renk
Ne de çabuk sönmüşüz ikimizde düşmüşüz
Sen yaşamaya gittin bense yolda kayboldum
Çamurlu sularına secde ettim yıllarca
Çokça pişman oldum senden medet bekledim
Çatlak ve kısık bir ses kırık bir heves kaldı
Yazık ki değilmişim kendimi Davut sandım…





Adorno ‘Auswitch’den sonra şiir yazılamaz’ dermiş, ilginç bir zekaya sahiptir, yeri geldiğince takdir de ederiz kendisini lakin bu meselede halt etmiştir.
eğer böylesi şık ve provakatif bir kelam etmek gerekirse, biraz da iflah olmaz romantik gençliğimize göz kırparak, belki belki ‘ismet özel’den sonra şiir yazılamaz’ denilebilir. Kim ne derse desin Auswitch iyi gelir getiren bir efsanedir; İsmet Özel’se bugün dahi üzerine ölü toprağı serpilmeye çalışılarak görmezden gelinen bir koca hakikat, ki muhtemelen o da bizim bu söylediğimizi görseydi, içindeki mizaha işmar edip, yine bu aralar sıklıkla kullandığı mizahi diliyle güler geçerdi.
lakin ne söylediğimiz aşikardır efendim; tabii gören göze, hisseden öze. biz ‘dünyaya sözleri’ olan bir kaç kişiyiz elbet. bu sözlerin giyineceği en güzel libası henüz bulamamış olabiliriz, lakin bu gerçek şu gülünesi ve mutantan libaslar dünyasında sözlerimizin değersiz metalar olduğu anlamına gelmez.
senin, ‘karanfil çıkmazı’ndan sonra bu şiirinle beraber, tam da şiirine verdiğin isimle manidar bir şekilde, dünyaya söylemek istediğin sözlerine yakışır bir libas bulduğun anlaşılıyor.
fakat biz hala kendimize uygun bir form arayışı içerisindeyiz, anlayacağın bizim yolumuz uzun (yazar burada ‘uzun’ kelimesini tercih ederken hususi bir amaca göre davranmış da olabilir; mesela nitelik ve içerik anlamında daha uzun bir form gibi)
işin şakası bir yana, roman yazmak istiyordum, balzac’ı okuyunca bundan vazgeçtim diyen cemil meriç gibi biz de ismet özel’den sonra bu tatlı hayalkırıklığını yaşadık bir süre, fakat sen bunu çabuk atlatmışa benziyorsun.