1.249 kere okundu

“Deniz feneri” için 5 yorum yapılmış

  1. ebilge

    “gün yorgunu parlak güneş” sık kullanılanlara ekleneceğini ve sık kullanılacağını öngörebildiğim harika yeni betimleme. eline sağlık hocam

    1. Hatice Kınık

      bir süredir (yazıyı gönderdikten hemen sonra ) tekolojiyle kesişmedi yolum. değerlendirmeni şimdi gördüm. Teveccüh buyurmuşsun… Allah ferasetimizi, basiretimizi keskinleştirsin… Zira yokluğunun imtihanı zor.

  2. sare

    etkileyici bir yakaza halini cok güzel tahlil edip anlatmışsınız,allah böyle feraset nasip etsin cümlemize..elinize sağlık

  3. hakan

    Ben artık sadece ölmeyi öğrenecek kadar yaşamış kocaman çocukların Küçücük elleriyle

    martısız denizler çizerim hüznün o beyaz yüzüne

    gökyüzü silinmiş şehirler

    Ve ahh edebilirim sadece gidemeyip kalmayı seçmiş her göçebeye…

  4. kutsal ve bilgi

    Daha önce de söylemiştim. Ben bu sitede Hatice Kınık imzalı yazıları okuduğumda hep Cemal Sureya’nın, Dostoyevski’ye gonderme yaptigi biyografisini hatırlıyorum:
    “1931 yilinda dogdum. Annem cok kucukken oldü. 1948′de Dostoyevski’yi okudum. O gun, bugun huzurum yok; hayatim kaydi.” :)
    Hatice Kınık yazılarını okurken bunu hatirliyorum. Duyumsamamiz gerekirken, duyumsama cesaretini gosteremedigimiz konulari iflah olmaz bir şecaatle dile getiriyor. İnsanin icini acitan, haketmedigi kafa konforunu yerle bir eden… “dunyayi kendi gordugunden ibaret sanma bre gafil!” diye bagiran bir dil…
    Sadece neyzenler veremden olmezmis demek…
    Bu arada ne var ki kirletilmiş bir tamlama “deniz feneri”… Halbuki ne romantık çağrışımları olurdu bu tamlamanın… Ama öyle gözüküyor ki yazar, medyanın güçlü kirletici mekanizmalarından ve manipülasyon araçlarından zihnini koruyabilmiş… Onca manipülasyına rağmen deniz feneri imgesi yazarın dünyasında hala o güzel yerini muhafaza ediyor.
    Yazılarınızın devamını dileyerek bitiriyorum bu yorumu…
    Selametle.

Yorum bırak