2.982 kere okundu

“Çokça Çöl Kokan Bir Şair: Adem Turan” için 8 yorum yapılmış

  1. talvs

    adem turan’ın samimiyeti, içtenliğiyle örtüşen bir yazı… adem bey’e selam, efgan’a teşekkürler…

  2. Yunus Nadir Eraslan

    Tanımlar dünyasında yaşıyoruz. Ürettiğimiz şeylerin muhteviyatını, ihata ettiği şeyleri de içinde barındaran bir anlamlar zinciri oluşturuyoruz. Buna da tanım diyoruz. Ürettiğimiz şeylerden pek azının tanımını yaparken zorlanıyoruz; şiir de bunlardan biri galiba. Şiir söylerken bir kuş gibi hafifleyen şair söylediğinin ne olduğuna –ya da ne olmadığına- gelince orada bir duraksıyor. Aslında işi sanat olsun kabilinden yapanlar için o kadar çok laf var ki… Söyledikleri herşey onlara göre şiirin bir yönüyle alakalı, yapılan her tanım şiirin özüne vardıran yollardan birine ait gibi. Şiirle müzik arasında bir bağ kurar, kolayca bir tanım yaparsın. Şekille öz arasında bir bağ kurar oradan hemen şiire varırsın. Aşk, duygu ve söz arasında bir bağ kurar sözü şiirsel kılarsın. Sonra da oturur kendi yaptığın putu bir güzel yersin.Oysa hakikati müşahade makamında olan için asıl zor olan halin tanımını yapmaktır. Zira yaşamak ile anlatmak arasında derin bir uçurum vardır. Velilerin suskunluğu da bundandır.

    Şiir bizim günlük hayatta ürettiğimiz sıradan ya da bir yanıyla algılarımızın tümüne açık nesnel bir şey değil dir. Dolayısıyla imge aynı zamanda şairin en büyük tuzağıdır. Zira yaşanan halin fotoğrafını çekmek , anı imgesel kılmak, karşıdakinin algısına imajlar örgüsüyle bir anlam haritası çizmek, ortak yaşantılarla ve aynı müşahade makamında durmakla mümkündür. Nasıl ki bubi tuzağının şimdiye değin belli bir tanımı yoktur; zira aklın snırlarının uzanabileceği kadar geniş bir bilgi ve tecrübe alanını ihata eder. Hal böyle olunca çeşitli tip ve şekillerde, farklı teknolojilerde binlerce tuzak biçimine rastlarsınız. Bu tuzağı yapabilmek için hem muharebe sahasında tecrübe sahibi olmalı hem de ilkel yöntemlerden tutun da yaşadığınız çağın asgari düzeyde de olsa teknolojik bilgisine sahip olmanız lazım. Şiirde de bu böyledir.
    İrfani sözü ayrıcalıklı kılan aslında şiirden de öte bir şeydir. Mısri “Arifin mutlak kelamın tutmağa irfan gerek/ Sırrı muğlaktır gönülde zevkile vijdan gerek” (ariflere göre irfan gönülde kapalı bir sırdır; o da ancak zevk ile vicdan ile bilinir) derken irfani sözle modern şiirin ayrıştığı noktayı ne güzel belirliyor.

    Bu uzun girizgahı şiir için bir belirleme olarak görelim. Buradan Adem Turan şiirne bir geçit açalım. “Ateşte yıkanmış Atlar” nam şiir kitabını ilk elime aldığımda Adem Turan şiirlerini irfani geleneğin modern zamanlarda çırpınan bir kelebeği olarak gördüm. Şiir dili tahkiye üslubuna çok yakın durduğu için belki eleştirilebilir; ama Mısri’nin dediği gibi “ Kendi derdim söylerem / Gayrı hikayat etmezem” Adem Turan da kendi derdin söylemiş, öyle uzun hikayat etmemiş. “Bağçe bağçe olalı gördü mü böyle bir aşk?/ Bu aşkı ben yaşadım ve eridim yıllarca bağçenizde her akşam. / Şu benim kırlangıç kanadı çizgilerim, yani ki kaderim / Kalsın eşiklerde sabrile, kalsın bağçenizde her akşam… Enfes dizeler bunlar. Şunu peşinen söylemek gerekir ki modern şiirin tekno saunduyla kulakları dolu olanlar Adem Turan şiirlerini pek beğenmeyecekler, hatta hiç beğenmeyecekler. Varsın beğenmesinler. Ellerinden gelse ilk fırsatta karbüratör, priz direk mili, şaft, mafsal bilyası gibi otomobil yedek parça isimlerini dahi şiirlerinde kullanacak bu adamlar. Biraz böğürme, biraz kusma, al sana şiir öyle mi?

    Şairin giderek kendi yalnızlığını tercih ettiği, sessizliğini dinlediği bir şiirler demeti olmuş Ateşte Yıkanmış Atlar. Çocukluğa dönmeler, hala o naif ve taptaze anne sıcaklığını aramak, çocukluğa heves etmek… İnsan belli yaşatan sonra sık sık ilk haline rücu eder, çocukluğunda gezintiye çıkarmış. Adem Turan’da da bunu gördüm. “Lunapark Meseli” nam şiirinde bu durum en kesif anlamıyla tezahür ediyor. “Karmakarışık bir şey miyim şimdi, neyim ben? / Utançla geçerken sokakalardan, sahi neyim ben? / Yaşlı anam, fındık bahçeleri, gençliğim… Şimdi nerelerde? / Öyleyse çıksın ve karışsın lunaparklara / içimin kırılgan çocukları…
    Son olarak kitabın son şiiri olan “zikir”le yorumu bitirelim.
    “Ben bir zereyim bu alemde, döner dururum her dem aşk ile
    Allah deyu zikreylerim ve atarım kendimi ateşlere aşk ile
    Hü Allah Hü Allah Hu Allah Hu “
    Biz de Allah diyen mahrum kalmaz diyelim. Şiir nasip işidir diyelim. Bu gecikmiş yorum için de Adem ağabeyden özür dileyelim.

    Hamiş: Cahit kardeşime de bu güzel yazı için teşekkür ediyorum. Kalemine bereket. Enfes bir yazı olmuş.

  3. oral

    yelkene uygun rüzgarlar… cahit efgan ile adem turan çok uygun düşmüşler….

  4. suyun ötesi

    şiir değil de çok zaman,bir şâirin anıları heyecanlandırır beni..aynı hayatı “aynı” yaşıyor olmalarına rağmen-bir çok kişiyle- anlatımlarındaki farklar yâhut tatlar…
    ya da… kimdir şu şâir/yazar taifesi..ne yer ne içer, nereler gezer…! tüm şâirane yönlerini edebiyat adamlarına bırakaraktan,ben hep bunları düşünürüm çok zaman!
    misal;elif şafak sigarayı nasıl bıraktı…bunu yazmıştı bir vakit.. ne de lezzetli yazmıştı..ne de lezzetli gelmişti nefse…
    bâzen de işte böyle câhidler,efganlar kaleme alır;hiç bilmediğimiz şairlerin şiirlerinden örülü ve fakat “hakiki” hayatlarını … zevkle okuruz…nefis doyar,gönül doyar..sanki onlarla -biz de- otururuz çınaraltında,onlarla yer,onlarla yudumlarız çayımızı ve yine onlarla üfleriz ömr’de tek bir kez bile olsun yanmamış sigaramızı…

    teşekkürler güzel kardeşim…
    ve yine senin şahsında, adem turan beyefendiye selâmlar…hürmetler…

  5. mustafa celep

    selam ile,
    Adem TURAN 80 kuşağının göz ardı edilmemesi gereken önemli şairlerinden.
    Israrla konuşmak isteyen bir şiir…
    Turan’a bol şiirli ve bereketli bir ömür diliyorum.
    mustafa celep.

  6. turan gündüz

    Adem Turan,şiirini gördüğüm yerde okuduğum iyi şairlerden biridir. yazı da çok güzel. emeğinize sağlık

  7. levent cantürk

    ben adem hocanın öğrencisiydim.o kendi kişiliği ile tartişilmaz birisi şair kimliğide bir o kadar başarılı yazdığı her satırın her hecenın ayrı bir anlamı var anlayabilenler için onu eleştirmekte pek doğru değil o tabiri yerindeyse gerek şair olarak gerek bir öğretmen olarak gereksede bir insan olarak ADAM GİBİ ADAM !! sıfatını taşıyan belirli kişilerdendir.Sayın adem turan a hayatta başarılar dilerim ALLAH yar ve yardımcısı olsun.

  8. murat OĞUZ

    Hayata karşı duruşu gibi şiirleri de canlı ve içten,

Yorum bırak