“Korkuyla oynamasını bilen tek çocuğa…”
Güneşi öperken kuyudan düşünce
oyuna çağırır seni çocuklar
bir çığlık kopar içlerinden
sımsıcak bir çılgınlık
düğüme nefeslenir gök çözülür
eşya serince dokunur yüreğe.
) Söz olur
nefes olur göze gelirim
Söz olurum. (
Oyundan çocuklar çıkınca
kelimeler sırtlanır seni
âlemleri teneşir tahtasında unutup
cezbeyle yumulurlar
Hiçliğin dudaklarına.
) Çaput olup bağlanırım dallarına
kurban olurum yollarına
kırılası kollarına
baş koyar râm olurum
vîran olurum yârim
vîran olasın yârim. (
Anne oyuna karışınca
çocuk aklını karıştırsa babanın
sabah öyle bir gelir ki!
ilkin ayakların ölür
secdeye kapanan alınlarda
başa döndürür baştan çıkarır
başını döndürürsün tüm çömezlerin
derken…
denizin diline erer ayakların
anlarsın
uçarı uçuşlarda derindir güneş
göğe bir palazlanıştır
tüm yürümeler çocuklarda.
) Düşlerim öpülesi çocuklarım benim
çölün çaldığı sularıma söylenen ilk sözler
ürkek avların kanayan yüreklerinde
gözlerin kokusuna ışıyan ellerim.
Geceyle bitişen cezbeli ilk çığlıklarla
atımın toynaklarından hıçkırıyorken kâinat
seni ve çölü koynuma aldım
korkuyla
bütünleştim
özgürüm. (
Çocukça hey çocuklar!
ahh ayın göğsümle çifleştiği
ıssız çalılıklarda yaman
son atım da terkisiz
ırmağa dayanır
ses yitince aşk
köprü de yıkılır.