Çocuğa ağıt
130 izlenim
söyleyin ey küllenmiş erdemlerine ağlayan dostlar! sesinizi ulaştırın bana.
Yatağın dudaklarını çığlıklarla öpmek mi, kaynayarak terleyip tepinmek ya da bir türkü mü tutturmak; - yılışık bir dudak izi kondurmak_ dişli bir öpücük, _ kaygısız onca menun -dingin- suratına seyircinin, ölümün kokuşmuş kanına mı girmek,… yoksa… yoksa yeniden doğuşun rahmini parçalayıp kopmuş perçemlerinden tutarak parçalarının, alınyazısının peşinden sürüklenen bir dostun haykırışında ağıtlara gömülmek midir kader? oysa hep o ilk müziği tutma çabasında biri değil miyim, ben? varoluşumun koynunda uykuya dalmak için çıkmadım mı yola? çocuklarda bulmamış mıydım ben varoluşumu; - her şeyim, bütün sevgilerim, yengilerim onlar için değil miydi- onlarda yitirmemiş miydim ben kendimi? söyleyin bana dostlar: nedir varoluşun sırrı? duyurun bana; ağlamayın, acımayın, ilenmeyin bana; özsemeyin benim için: duyurtun bana: söyleyin!
çocuğun katline katıldık mı biz de?





2004 nisan ayı,
aman Allahım gaflet devam ediyor
“çocuğa ağıt”ta şiirsel öğelerin daha yoğun kullanımı görünüyor. Cümleler daha giriftleştirilerek bir anlam yoğunlaşmasına gidilmiş.. ne desem: güzel bir ses var burda da.. varoluşu kurcalayan.. sevgilerini yenilgilerini aynı katmanda eriten.. fena değil… ben yenilgileri sevenlerdenim…
“aman Allahım gaflet devam ediyor
”
nasıl da yakalamışsın bam telini…
cahitim ah işte bu dert öldürür beni…
“bam teli” göndermesini (devam eden gafleti) senin kasdettiğin şey için değil, kendim için kullandım cahit usta.
biraz da;
“bi gaflet uykusuna dalayım dedim
dünyanın çığlığı üşüştü başıma”nın izine sürdüm yüzümü…
eyvallah…