Bulantı 1
165 izlenim
durmadan acıyor şehrin ortasında yapayalnız ayaz bir kış türküsü dudaklarına kancalanmış rüzgar yakasından çekiştiriyor hasretler yağmalanıyor içinde yüz çizgilerindeki derinlik onu bu kadar umursamaz yapan tevelllüd muamma belki de isadan önce geldi bu şehre çok mu önemliydi insanlar her çağda acı çekmiştir ne de olsa aşk dünyanın doğuşuyla varsa eğer acı da onun ikiz kardeşidir yüzyıllardır bu yalnızlık kan kadar eski
giriyor çatının altına sobaya atıyor odunu kömürü her neyse işte yanacak bir şeyler atıyor sobaya yanmasını istediği şeyleri de üstüne aşk acısını atıyor mesela çaresizliği atıyor söndürdüğü sigarayı atıyor sobaya patronundan yediği fırçayı atıyor anasından emdiği sütü atıyor sobaya fakirliği atıyor parasızlığı atıyor yanması gereken ne varsa onu atıyor sobaya
açıyor sayfaları ve çeviriyor çevirdikçe güneş yükseliyor parmaklarının ucunda pencereden aşağı bakmak için çırpınan bir çocuğa benziyor bu haliyle güneş tam doğacakken adam kitabı yarım bırakıyor güneş de doğmaktan vazgeçiyor her gün aynı doğmaları yaşamaktan sıkılmış olmalı bugün de doğmasam kıymetimi bilse insanlar diyor kaş göz yapıyor ay ona doğsana geç kaldın diyor doğmuyorum ulan diyor güneş de





hoş geldin sevgili cahid,
her ne kadar yazının (veya şiir mi demeliyim) adı “bulantı” olsa da
tekrar dönüşün beni sevindirdi.
Çoktandır görünmüyordun, nerelerdeydin?..
Yazmaya devam…
Muhabbetle.
sağolun sevgili simurg ağabeyimiz,
ben hep buralarda bir köşede sakin ve sessiz izliyorum sizi.
güzel insanlar demeti gök ekin. gittikçe güzelleşerek ve kuru kalabalık yapmadan çoğalıyor. bu çok hoş.
muhabbetle (bu lazfı da ali ömer abi’den ilham ettim. Allah ondan ve hepinizden razı olsun)