Bol suskun bir muhabbet ya da yağmuru çağırıyor saçlarım
beni kendime çekilmez kılıyor
kaç zamandır yaşadıklarım
sıkılıyorum hoca
hem de çok fena.
Yağmuru çağıracak denli güzelse de saçlarım
çoğu edimlerim
yaklaştırsa da beni kendime
gitmiyor kara bulutlar
kapandım içime
konuşmuyorum.
muhabbetim bol olur _diyorum
konuşmamışlığım var
susuyorum.
Susmam
durdurmuyor kalbimi.
nice sorular soruyor
“kara sıfatları üstüne alarak”
cevapsız sorular.
Çekemem bunca iğretiliği
onca bayağılığı;
kaburgalarımın delerek göğsümü
beni korumasız
beni kanlar içinde
bırakacağı ürküntüsü içindeyim.
Böyleyse eğer diyorum, doğruysa bunlar
anlamı ne ola ki
çiçeğin?
Dilim varmıyor
kırlardaki gezmelerimizden
şehre döndüğümüzde
“rüya bitti” _demeye
Âh Kavafis!
“Başka kentler olmayacak” mı?










7:49 pm | Temmuz 4, 2007
’susuyorum.
Susmam
durdurmuyor kalbimi.’
konuşmak ve susmak, ikiside bir değil mi aslında…bir hal durağı.
oysaki susmanın daha geniş coğrafyası göğsümüzün içinde.
ses geri dönünce, bir iz bırakmış olmak, ya da iz’lenmek muhtemeldir.
karar bizim olsun saygıdeğer şair
‘kaburgalarımın delerek göğsümü
beni korumasız
beni kanlar içinde
bırakacağı ürküntüsü içindeyim.’
orda mı kalmalı
yoksa dışarı mı çıkmalı?
Kaleme bereket.
7:49 pm | Temmuz 5, 2007
ah iğretilikler..
parmaklarımızı değdirmeye korktuğumuz..
dilinize sağlık