1.
Bir keresinde Nurettin Durman
Beylerbeyi’ne yürüyordu Üsküdar’dan;
Bir yanıyla kâtip, bir yanıyla çelebi
Olarak yürüyordu, almış da sol yanına o güzelim boğazı.
Yürüyordu gayet mağrur ve ipince
Yürüyordu başında üç kuş, üç karanfil ve bin şiirle;
Kuşlardan birincisi Kudüs; hep kan ve matem!
Kuşlardan ikincisi İstanbul; bir rüyâ ve ihtişam!
Ve üçüncüsü ise Gülizar annesinin
Kuş hâlindeki ruhuydu: işte şiir! Ve çerçeve tamam!
2.
Cuma günlerini kendine ayırır: abdest alıp İstanbul’a çıkar,
Cuma kardeşliği için, Hamîd-i Evvel camiine, kuşlarıyla birlikte…
Bütün işi sözcüklerledir; bir nehir gibi yıllardır akan
Öyledir: yokuşlarda durup da sanki hep bize doğru savrulan
Geçen günlere bakar düşçınar’nın oradan, sonsuz karınca kervanlarına
Tutup Süleyman diliyle konuşur onlarla; çölü, rüzgârı, Yemen’i konuşur.
Sonra büyük patlamalar gelir ardından, dünyanın bütün yalnızlıkları gelir
Bir ipekböceğini alıp şiirin kozasını örerler hep birlikte, kurşunî bir acıyla.
Hafta içi bütün kuyularda Yûsuf’u arar, bulamaz; oturup ağlar, bulamaz
Bulsa, mutluluğu nice olur: bulsa, bütün kuyulara gözlerinden kan damlar.
Biz buna ey deriz, biz buna yürümek, biz buna göğe doğru!
Şiirin kuşları işte böyle kanatlanır, ansızın ve Beylerbeyi’ne doğru
1960 Çanakkale doğumlu. İlahiyat Fakültesi mezunu.



bir şairi, yine bir şairin ağzından okumak, onun sözleriyle dinlemek çok güzel. iyi şair adem turan. kelimeleri hizaya sokabilen bir söz ustası. yüreğine sağlık.
nurettin durman ancak böyle anlatılabilirdi. teşekkürler adem turan…