Beylerbeyi’ne doğru üç kuş

Mayıs 9, 2009 tarihinde Şiir dizini altında Adem Turan tarafından yayımlandı ve 405 kere okundu

1.
Bir keresinde Nurettin Durman
Beylerbeyi’ne yürüyordu Üsküdar’dan;

Bir yanıyla kâtip, bir yanıyla çelebi
Olarak yürüyordu, almış da sol yanına o güzelim boğazı.

Yürüyordu gayet mağrur ve ipince
Yürüyordu başında üç kuş, üç karanfil ve bin şiirle;

Kuşlardan birincisi Kudüs; hep kan ve matem!
Kuşlardan ikincisi İstanbul; bir rüyâ ve ihtişam!

Ve üçüncüsü ise Gülizar annesinin
Kuş hâlindeki ruhuydu: işte şiir! Ve çerçeve tamam!

2.
Cuma günlerini kendine ayırır: abdest alıp İstanbul’a çıkar,
Cuma kardeşliği için, Hamîd-i Evvel camiine, kuşlarıyla birlikte…
 
Bütün işi sözcüklerledir; bir nehir gibi yıllardır akan
Öyledir: yokuşlarda durup da sanki hep bize doğru savrulan 

Geçen günlere bakar düşçınar’nın oradan, sonsuz karınca kervanlarına
Tutup Süleyman diliyle konuşur onlarla; çölü, rüzgârı, Yemen’i konuşur.

Sonra büyük patlamalar gelir ardından, dünyanın bütün yalnızlıkları gelir
Bir ipekböceğini alıp şiirin kozasını örerler hep birlikte, kurşunî bir acıyla.

Hafta içi bütün kuyularda Yûsuf’u arar, bulamaz; oturup ağlar, bulamaz
Bulsa, mutluluğu nice olur: bulsa, bütün kuyulara gözlerinden kan damlar.

Biz buna ey deriz, biz buna yürümek, biz buna göğe doğru!
Şiirin kuşları işte böyle kanatlanır, ansızın ve Beylerbeyi’ne doğru