Tevellüd m.s.1982
Hısn-ı Mansur’lu.
Ayıntap’ta mukim.
Evli.
Giriş yap
Yazarlar
Yeniler
- Hayallerinize sahip çıkın! | ali ömer akbulut
- Léon – The Professional | Hüseyin Cahid Doğan
- Mavera | Özlem Girgiç
- Bir îma, bin mânâ | ali ömer akbulut
- Eternal Sunshine of the Spotless Mind – Sil Baştan | Hüseyin Cahid Doğan



Cahid, oldukça profesyonel bir iş çıkarmışsın. Bereketle.
Berdücesi-1962… İlginç oğlu ilginç bir şiirdir değil mi?… Betimlenen asla ama asla bir “kadın” olamaz gibi…
Güzel bir yorum olmuş, devamı gele…
” bunca tanışıklığımız varken
sana dair bana söz düşmez…”
bu bercestenin yorumu bize söz bırakmıyor…
Pek zarif…
esasında ben bu şiiri anlayamamışlığa vurup eskiden beri yadırgamışımdır. pek zarif olmayan , zarifoğlu’nu da çağrıştırmayan fazla şeffaf bir üslup geziyor mısralarda.
klip bu bakımdan şiire uygun düşmüş evet, ama nereye düşmüşler?tartışılır..
manevi manalar değil de teknik açılardan ele alırsak, siyah beyaz karelerin renklenmesi, seçilen manzaralar vs çok hoş..
başka çalışmalarınızı da görmek isteriz. sürç-ü lisan ettikse affola.
HCD’in bu şiiri değerlendirirken şu cümlesinde “Betimlenen asla ama asla bir “kadın” olamaz gibi…” baştaki kararlılık bildiren sözcüklelin ardından cümlenin son derece kararsızca[gibi...]ile bitmesi bir tenakuz değil midir? Sonra 1962′de daha 22 yaşında yazılmış bir şiir. Yoksa ben mi yanlış biliyorum? Sonra şiirin bir kadından mülhem yazılmasında bir sakınca görmüyorum. Elbette bu şiirdeki gibi mahrem olmamak kaydıyla.
Bu şiirde olanca gücüyle özgür bir dil kullanmış Zarifoğlu. Elif Hanım’a da katılıyorum. Pek de zarif değil.
Zarif olan nedir?
Zarif olan değil de, zarif bulmadığım mısraları zikredeyim.
“topyekun bahriyeden ve murtazadan
Çırılçıplak saçlarıyla gizleniyor
Delikanlı kucaklardan hoşlandığı kadar
Derin yataklarda anlaşılmış”
“her yanın dudaktır üstün bezelye taneleri”
“saygılı dudaklarınla yarıştım
İnce bir ilgi yaşadım kıvranışlarında”
Cahit kardeşimin yaptığı çalışmayı beğendiğimi,ölümü cebinde gezdiren adam için Farid Farjad’ın yerinde bir seçim olduğunu belirtmeliyim.
bu, bu kadar zarif anlatılabilir diyorsun yani:))
eyvallah…
Mahremiyet çarşafını kaldırır ya da yırtarsak o zamanda Can Yücel oluruz:)) Fark budur zaten.
Gizleyelim diyorsun yani; gizlenince zarif (mi) olur…
can yücel küfreder. ama iyi küfreder yani. küfredince iyi küfretmek lazım.
Elbette zerafet gizlemekle olur,örtmekle, örtünmekle… Endam bir örtüyü taşımanın adıdır. Şiirimizde de bu endamı yürütmeliyiz kanaatimce.
Aslında üç noktadan murad, “siz ne diyorsunuz?” idi. Murad hasıl olmuş gibi(üç nokta)
Bana kalırsa mezkur temanın büsbütün gençlik ile (Evet şiir İşaret Çocukları’ndadır, yazılış yılı 1962 olmayabilir fakat) ilişkilendirilmesi mümkün olamaz. Çünkü Güzelcin gibi Berdücesi – 1962′den daha keskin bir örnek var elimizde.
Ben dahi şiirin kadından mülhem yazılmasında bir netame görmüyorum, gel gelelim bunun bir tahdit dahilinde yapılması gerektiğini ifade etmekte de bir netame görmüyorum hakçası.
Son olarak şiirin bir kadına yazıldığına eminim.
yunus abiye teşekkürler. hep dediğim gibi; anlaşılmak güzel şey
) biraz daha uzatırsak hüseyin bey de bizi anlayacak gibi
)
Aşkla şehvet, veliyle zerdüşt, sevgiliyle fahişe, varlıkla yokluk, zaman ve ölüm, geçmiş ve gelecek arasında zikzaklar çizip durur şair. Birinden ötekine gidip gelir. Bir arayış içinde midir acaba? Yer yer trajik deyişlere ulaşan bir içlilikle topyekun varlığın türküsünü söylemek ister gibidir. Açlık, varoluş, aşk, zaman, savaş hep içiçe örgütlenmiştir, bu şiirlerde.
zariften can yücel kokan bercesteler hiç olmadı….selamlar
“Üstün başın gül kokuyor” dediğimizde gül’ü mü öncelemiş oluyoruz böylece. “Hiç olmadı” deniliyor? “Yakışmamış” ya da… Şairi şairle, dizeyi dize ile mukayese etmek gerekiyor zannımca. Oturup, derin ve ulvî manâlar arama niyetine de, “Vayy, biz de seni harbi bilirdik?” uçarılığına da lüzum yok.
Şiirdeki mumaileyh mısralar eleştirilirken sadece “zarif olmayan”la yetindik.Can Yücel benzetmesi şiire özgü bir eleştiri değildir. Şiiri Can Yücelinkilere benzetmek mi… Haşa… Haddimizi aşmayalım.
güneşin ilgisiz damarlarıyla yapayalnız bir keder….yaşıyorum
cahit zarifoğlu bizim üstadımızdır bu kadar kısa bu kadar öz
yoruma gerek yok
iyi güzel hoş da bu BERDÜCESİ ne demek bilen var mı acep????
Eleştirmenler tıfaya geldi,profesyonellik,kurnazlık,ağırbaşlılık,literatür tavanda…ortaya bi cacık olmuş bizde bakıp bakıp başka dünyalara gidiyoruz..
üstat hugo’nun dediği gibi ; sanat eleştirmenden eleştiriyi koparmaktır,eleştirmeni doyurmak değil.
şiir ”kadına değil sevgiliye yazılmış ki bu her türlü varlık olabilir demek
bu arada dilbilgisinde buraya yorum yazan herkesten daha iyiyim emin olun ama çok üşengeç bi insanım o yüzden bu kadar oluyor.
Elif hanımın dediği gibi umarım anlaşılıyorumdur…