Be yaz sonra kara lan
dünya yarılınca içine düşen adamların
ruhları çatladı kanı çok sevdiler
beyaz haberler bitti kardeşlerim
bu tarlaya koşulan mutlu atlardık
güneşimiz vardı tanrısal saçlarını tarardık
ve bir sabah devrilen çatırtımız
boynumuza sürülen çocuk kırılmaları
kadınların etlerine yapışan ucuz
sabah ayinleriyle birlikte bir kilisede
denizlerin kül yutmasına utandığımız
beyaz haberler bitti kardeşlerim
işte bu çocuklar oyulmuş zırhlılardır
güneşin siyah çelenkler bıraktığı
evlerle doğurulan ve denizin yüzeyine yayılarak boğulan
kralların taşlıklarda yarılan etleri gibi
bu yanımız kan sızdırır işte bakın
beyaz haberler bitti kardeşlerim
çarmıha gerildik önce kollarımızdan sonra
her yanımız ulan her yanımız bu bizim ruhumuzdur
ve atalar atlarını alıp güneşin batışına
doğruca sürülürken nalların dikenleriyle
ruhları sızlatıp ve toprağın çıldıran başparmaklarında
annelerin parçalanmış cesetleriyle
kulaklarımıza atılması ve evet çocuklar tarafından
ve evet çocukların avuçlarında kan göletleri
beyaz haberler bitti kardeşlerim










8:15 am | Haziran 20, 2008
mısralar arasında salim bir kıyı bulmak için koşturup duran dellenmiş bir çocuk gibi. nedense tekrar tekrar okurken rimbaud’un hastalıklı yürüyüşleri geldi aklıma, cioran’ın bilgece yaptığı uzun bisiklet turları bir de. cahit zarifoğlu’yla rimbaud’nun iki tepesine kurulduğu velud bir vadinin eşiğinde, terbiyeli ama gür bir isyanın filizlenmesini izliyoruz sanki. mutlaka başka tepeleri de vardır bu vadinin. (belki tekrar tekrar okuyunca onlar da belirir)
genç şairler (sakın yanlış anlaşılmasın, yaşıilerlemişdekendinibirhaltzannetmişşairbozuntusugillerden değiliz çok şükür, yalnız kalemiyle arzı endam eden salikin hem genç hem de şair olduğunu anlayabilecek kadar ferasetten nimetdarız) nedeni belli bir şekilde, şiirin meydanında ilkin üzerlerinde çok şık duran pervasızlıklarıyla arzı endam ediyorlar; lakin sonrasında bu gençliğin bir ömür sırtlanılacak kutlu bir lanet olduğunu çabuk unutuyorlar.
12:52 pm | Haziran 21, 2008
beyaz haberler bitti,bitsin..
siyah şiirlerle oynaşsın dünyaya boşalan ruhlar.kandan,atlardan,kadınlardan soyunamasa da,krallardan ve anne cesetlerinden kurtulsun dünya.
sinan,şiiri okurken ruhumu cam kırıkları doldurdu,zarifoğlu tadında bir konuşma,koşuşturma.
“sevindiniz işte
alın koşturun
AHA size son atım”.
AHA da size ruhum..der gibi.
6:14 am | Haziran 23, 2008
/işte bu çocuklar oyulmuş zırhlılardır
güneşin siyah çelenkler bıraktığı
evlerle doğurulan ve denizin yüzeyine yayılarak boğulan
kralların taşlıklarda yarılan etleri gibi
bu yanımız kan sızdırır işte bakın
beyaz haberler bitti kardeşlerim/
Neydi o mısralar öyle… Kurgudan uzak, sesi ziyadesiyle gür bir şiir. Bereketle…