Türkiye; arada kalmış ülkem…
Yaşamak bir felakete maruz kalmaktır. Bir trajedidir. İnsan bu dünyaya ait değildir yabancıdır. Bu dünya ile onun cinsinden bağlar kurmak kaybolmak demektir ya da çıldırmakla mümkündür. İnsan bu dünyaya ait değildir. Köksüz bir ağaç gibidir. Toğrağın yüzeyinde yükselir. Ansızın bitivermiştir. İnsan bu dünyaya apaçıktır ki bırakılmıştır, düşmüştür.
Zebercetin kalbi
Zebercetin kalbi bir köpeğin kalbi değil elbet
Dünya en güzel bir yetimin kalbinde durur
Soğursa cesedimde cehennem sıcaklığı
Zebercedin kalbi evrenin nabzını vurur
Cinnet vaktinde şiir
Gidemem bu cin düğününe, bana bir frak lazım
Şizofren bir tebessüm ellerimde Leyla var
Bakın bakın Leylada can alıcı haller var.
Gelin olmuş heceler, duvaksız harfler çıplak
Biz şehir ahalisi
Oysaki belki de en fazla tenhalığa ihtiyacımız var. Farkına varmak için ayıkmak için tenhalığa. Zihinlerimiz için durulmaya, kalplerimiz için arınmaya hayatlarımız için ise o çok kutlu basitliğe ve tenhalığa…
Dünya’ya sözlerimdir
Çamurlu sularına secde ettim yıllarca
Çokça pişman oldum senden medet bekledim
Çatlak ve kısık bir ses kırık bir heves kaldı
Yazık ki değilmişim kendimi Davut sandım…
Karanfil çıkmazı
Dilim ırmak kenarında, doymadım suya
Akıl kör his çapkın kalmadı sabrım
Vareden beni de karanfili de
Dirilt ve durult bizi ki solmayalım
Yirmi sekiz yaşım…
Yirmi Sekiz yaşım…
Geride ne hatıra ne de bir mazi
Bir uzun çığlık ve bir ılık sızı
Ne bir gelecek ne de çiçekli bahçe
Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm




