Aşkın cana yazılmazdı, Göz yaşlarım sel olmasa!.. Gönül sırrı çözülmezdi, Hâl içinde hâl olmasa!.. Bende hasret, bende hüzün; Ölüm cana bayram, düğün!.. Bir kıyâmet kopar her gün; Usul, erkân, yol olmasa!.. Bu ne hâldir, bu ne devran; Kaç menzilden geçti bu can?.. Bilmem, nasıl döner zaman? Bir ilâhî mil olmasa!.. Can, aşkınla... (Okumaya devam edin)
Yâ Rab sana açtım elim; Aşkı aşkla karan Sensin!.. Seni ister her emelim; İsteyene veren Sensin!.. Kader yazdın, kıldım vefâ; Ömrü aldı cevr ü cefâ!.. Bir çilemi kırk bin defa; Yoğuran Sen, yoran Sensin!.. Arzdan arşa ağdı İsa; Tûr’da yandı oldu Musa!.. Ne hâllere döndü asâ? Bir deryayı yaran Sensin!.. Garip kulum... (Okumaya devam edin)
Kadir Mevlâ’m aç kapımı; Rahîm sensin, kulunum ben!.. Sır eyledin can yapımı; Alîm sensin kulunum ben!.. Ne ‘cübbemin altında Yâr’; Ne dilimde ‘Enel Hakk’ var!.. Sende mizân sende ayar; Azîm sensin kulunum ben!.. Evvel dedim söz aslımı; Adem bildim öz neslimi!.. Aşıp geçtim ten faslımı; Hakîm sensin kulunum ben!.. Ne eşin var... (Okumaya devam edin)
Ey gönül ibret al, tefekkür eyle; Arı ilhâm alır bal verir sana!.. Bir anın gaflette kalmasın öyle; Bu aşkın sırrını hâl verir sana!.. Âlem-i ervâh’ta sundun ahdını; Vefayla süsledin ömür bahtını!.. Göklerde seyreden gönül tahtını, Süleyman vecdiyle yel verir sana!.. Mevlâ’nın nuru var bu can hâlinde; Aşkımız yazılmış aşk... (Okumaya devam edin)
Sabır koydum eleğime; Kan sürüldü gömleğime!.. Gök ekinler yüreğime; Serilince bildim Seni!..... (Okumaya devam edin)
Can olur mu candan ırak? Geç ağyârı, sen sana bak!.. O yan çıkan nefsi bırak; İncinsen de incitme sen!..... (Okumaya devam edin)
Ahde yüklü bir vefâyı; Bilip geldim Mevlâ’m sana!.. Nefsi saran hoş safâyı; Silip geldim Mevlâ’m sana!..... (Okumaya devam edin)
Ey gönül bu sırra ermek dilersen; Halil’in odunda gül ol da gel sen!.. Can ile cihânı görmek dilersen; Ar, edep bürünüp al ol da gel sen!..... (Okumaya devam edin)