Uykum var, çok uykum var, bir tane daha içsem toplam kaç uykum olacak… Uykularımı sığdıracak yer bulamıyorum, son gelen merdivenlerde kalacak… Onu dışlamam konusunda ne demişti doktor? Hmm, anımsadım; saat bile sekse sersem… Biri benden mi bahsetti? Ha! Benmişim, kendimden... (Okumaya devam edin)
Yokluk toparlar çoğunda, Bazen de çoğu anda Yani parasız kalınca ben, aklımı başıma toplarım.... (Okumaya devam edin)
Misket bombası gibi, sağa sola saçılıp, anlamsızlığa ve anlamsızlığın anası kargaşaya yatak açmaya fırsat kollayan kelimelerim bir yerlere dağılıp saklanmadan toparlamak gerekirse; yalnızlığı seven biri değilim. Ya da artık değilim.... (Okumaya devam edin)
Bunun daha sonraları tek seçeneğim olup kalacağını, çocuk aklımla hiç tahmin edemezdim sanırım. Öyle ya; bir çocuk nasıl bilsin ki; hayatın onu tahta kılıçla yenmenin imkansız olduğu yakışıklı, güzel ve cazip canavarlarla karşılaştıracağını…... (Okumaya devam edin)
eskisi kadar çok da gülmeyeceğim artık ve çabucak ağlamayacağım..! gidiyorum,bir daha geri gelmeyeceğim!... (Okumaya devam edin)
Dünyanın boş debdebesinde,hayatın kulak yırtan çığlıklarında,yaşamın gri kaosunda huzur için yasin suresinin sessizliğine sığınmak… “Çıkmazlardayım” sandığınız dem, inşirah suresi neşesinde gülümsemek…... (Okumaya devam edin)
Fatihin kadar asil bir at, Surların önünde geçmişi özler. Ağyardan gelir de kamçı ve tokat At bile acıyı dostuna kişner.... (Okumaya devam edin)
Nasıl soruyorsun bunu sen hiç sahi beni, okudun mu?... (Okumaya devam edin)
Bu gün, kirliğin sızma yöntemlerindeki çokluktan daha ilginç bir şey varsa, o da, bir tek yöntemle, bir çok kötülük dalının birden aşılanmaya çalışılmasıdır. Altı üstü şarkıdır dediğimiz şey, "ama evlisin, keşke daha önce gelseydin" gibi şarkı sözleriyle, harama bakmayı, ve... (Okumaya devam edin)
Şimdi bu yaşanmış ve ölmüşlerin arasında Yaşamdan sızan Azrail pençesi ve insandan damlayan kibir arasında En çok üşüdüğün Şubat ayında En çok ağladığım Şubat ayında... (Okumaya devam edin)