Ali Ömer Akbulut
Bakıyorsunuz birileri hâlâ meşruluğunu tartışıyor internetin. Ne kadar hakim bizde “babalık” tavrı.
Uykusuz şiir veya uyanıkların şiiri
Uyanıklık durumu birçok biçimde kendini gösterebilir. Yaşadığı hayatın, içinde bulunduğu durumun farkındalığı anlamında “varlık bilinci/kendilik bilinci” olarak uyanıklık hali bunlardan biridir. Bu durumda şiirin her şeye katlanabileceğini düşünmek pek mümkün görünmüyor. İçinde bulunduğu durumun farkında olmak (yani şiir halinin) onun tahammül sınırlarını keşfetmeyi de beraberinde getirir; bir tecrübedir o.
Baş göz üstüne
Hasan Aycın’ın çizgilerini de sadece çizgi ya da karikatür olarak görmek doğru değildir. Bu onun “çizgileri”nin bize sunacağı imkanları köreltmek olur.
Görsel şiir marifet ve hüzer sahibi şairlerin işidir
Varlık bilgisi ve soruşturmasından uzak, maddenin de mananın da bilgisine, ergisine sahip olmadan [yine bilgisine ve ergisine sahip olmadan gelenek deyip dururken bile gelenek dışı] ödünç kavramlarla birşeylerin “öte”sini vehmedip metafizik kuruntularla “şiir söylemeye” çalışıldığı bir zamanda “şiirden öte” bir şeyler aramak elzem olsa gerektir.
Gır-lan-gıç
Ve baykuş gösterir yolunu evimin
Şimdi hangi anne emzirir beni?
Büyürüm hapsederek kendimi.
Şakıyan karga
hemen burda, hemen şimdi bildim
ilk kez öttüğümün resmidir
yılların hasreti var üzerimde
haydi söyleyelim şarkıyı.






