Beyazı düşlemek

Beyazı düşlemek

biter tiner müptelası bir çocukta
yaşadığım rüya
denizle çevrili şehirde dört mevsim
gözlerinde iplik iplik örülen bir nakışım

Runa Simi: Dil-zihin ve anlam ya da bu iş senin bildiğin gibi değil

Runa Simi: Dil-zihin ve anlam ya da bu iş senin bildiğin gibi değil

Tek başına bir şey ifade etmiyor gibi görünen harfleri hep sevimli bulmuşumdur. Harflerin böylesi gizemli halleri, bana, her nedense insanın tükenmeyen yalnızlığını, varoluştan gelen yoksunluğunu, tatmin olmazlığını hatırlatır. Harf ve insan; hiçliğin ürküntüsünün sınırlarını

Akşam ve kurbağam

her şey her şeye katışır
gülde allık, zambakta beyazlık, sarılık, ayrılık …
say ki göçer kuşlardır, kısaaralık
denizin maviliğinde de karalık
ve evin yolunu tutmuştur çoktan
Üsküdar’da çiçek satan çingene kız

Birer Birer Göçerken…

yalnız değil insan
insan yalın değil
arama başka yerde değil

“Putların Alacakaranlığında” Çekiçle Felsefe Yapmak: Friedrich Wilhelm Nietzsche

Her şeyi yakıp yıkmaya ant içmiş bir büyük anarşist; silahlarını kuşanıp Tanrı’ya başkaldıran devasa bir ateist; varlığı, hiç’lik süzgecinden geçirerek yokluğu olumlayan ve ululayan eşsiz bir nihilist… Böyle bilinir Nietzsche; dahası sarp kayalıklarda, uçurumun kıyısında gezinen umarsız, umursamaz, aylak; sanırım biraz da deli. Böyle bilinir Nietzsche. Hakikaten böyle midir? Halbuki Nietzsche demek, hayat demek; hayata bağlılık ve hayatın mevcudiyet alanı olan dünyanın mükemmel yaratımına sarsılmaz bir imanla bağlılık demek. “Tabii” olan her şeye “Evet”;