Yarına kaç kalaydı Buradaydık hala Burada olmasak Nerede olacaktık Nerede mekân tutmalı idik Tüm mekânlar tutulmuştu Yeniliklere açık mı değildik Yeniler mi bize kapalıydı Eski bir demlik gibiyiz Çivit mavisi boyalı İçi beyaz sırlanmış Kâh ıhlamur olur Kâh zifiri karanlık bergamotlu çay kaynar içinde Mekânın dışını geçtik İçimizi mekân tuttuk İçimizdeki mekanlar tutuştu. ... (Okumaya devam edin)
Hiç hoş görülmedik Hiç çocuktur, gençtir denmedi Yetimlik mi idi bizi büyüten vakitsiz Hep ağırbaşlı olmamızı gerektiren Hiç affettirmeyen... (Okumaya devam edin)
they livin' it up at the hotel california what a nice surprise, bring your alibis mirrors on the ceiling, the pink champagne on ice ... (Okumaya devam edin)
Bana baharı tanıttın Sen solmuş olsan da yar...... (Okumaya devam edin)
İstanbul’dan gelmiş Güldanur. Evliymiş ve iki çocuğu varmış. Sara hastasıymış gençliğinden beri. Zamanla akli bir rahatsızlığı da başlamış. Sanırım akıl hastanesinden ziyade bu köye yerleştirmeyi daha uygun görmüş ailesi. Çocukları durumu anlayacak kadar büyük değilmiş.... (Okumaya devam edin)
Nergis ise sigarasını yakmaya uğraşıyor bir yandan dudağının ucuyla arkadaşının gülüşüne eşlik ediyordu. Aynı ironiye kaptırmışlardı ki bu bir araya gelince hep yapa geldikleri şey idi. ‘Öyle bir şiir yoksa da, sen yazmalısın’ dedi Nergis, sigara dumanını arkadaşının yüzüne... (Okumaya devam edin)
Eviyle dayım bir tarih Birlikte yaşadığımız Sobası hala sıcak Dayım namazda... (Okumaya devam edin)
şehir uyuyor, ben ince ince ölüyordum. ... (Okumaya devam edin)
Kağıttan gemiler yapmak isterdim, Yağmurun bıraktığı su birikintilerine.. ... (Okumaya devam edin)
Akşam olduğunu fark etmedim bile. Ablamla ilk telefon konuşmasında O’nu sordum. O’nunki bir kara sevda diyor. Üniversite yıllarında sevmiş kızı.... (Okumaya devam edin)