Attar’ın ağaçla konuşması
180 izlenim
Seninle konuşmak bir nasip işte
Taşa, toprağa, uçup giden kuşlara
Göğün kırlangıcı yıldızlara
Yerin sorusu yolculara
Anlattığını, bana da anlat.
Seninle konuşmak bir nasip işte
Kaderin bir türküsü
Başakların ezgisi, yaprakların hışırtısı
Haşhaş çiçekleriyle konuşmak gibi.
Seninle konuşmak bir nasip işte
İnsanlara anlattığın neyin nesi
Çitin üstündeki yağmura
Dilin sütünden sözcüklere,
Yemliklerin yeşilliğine,
Dağ havasına
Surun içinden süzülüp gelen rüzgârlara,
Kapılar gibi açık
Anlattığını, bana da anlat
Seninle konuşmak bir nasip işte.
Bir nasip işte seninle konuşmak
İnsanlara anlattığın neyin nesi
Sonra her şeye anlattığını
Mermerin beyazlığına
Suyun azizliğine
Ateşin maviliğine
Seyip yılkılar gibi
Çocuk yüreklerden patlak veren ırmak gibi
Dahası ekmek gibi
Yaşamak gibi, yaşamak gibi,
Anlattığını, bana da anlat
Seninle konuşmak bir nasip işte.
Bana da bir ses, bir sonsuzluk bağışla
Ben cümle toz yumağı
Ben unutkanlık dolu dinleyici.





“Seninle konuşmak bir nasip işte
İnsanlara anlattığın neyin nesi
Çitin üstündeki yağmura…”
….çitin üstündeki yağmur…
sizi okumak bir nasip..
gönlünüze sağlık..
yemliklerin yeşilliğinden bir tas suya kadar her birşeyin bildiği o eşsiz dil’i bilemedik gitti…
biz ki, unutkanlık dolu dinleyici taifesi…
Bu şiiri ilk okuduğumda “dedemin ağzından söylenmiş gibi” ifadesini kullanmıştım. Öylede. Yüreğini yağmurla yıkayan her şair gibi arı bir söyleyiş var İsmail ağabeyin dilinde. Sanki sözler saçaklardan süzülen yağmur damlaları gibi yüreğimize akıyor. Sonra bir kavsikuzeh doğuyor. Umuda, sevgiye, insanın ilksel haline çağırıyor bizi. Sonra ülkemin bereketli topraklarında yeşeren irfani geleneğin tarlalarını imliyor bu şiir. Zira şiirin arkasında çağdaş bir Yunus duruyor. Hay diline bereket be abi…
Ben işin Hacivat-Karagözlüğünü yapıyorum. Sözcüklerdeki hakikati gören sizlersiniz. Seçkin yorumlarınız için teşekkürler…