Ateşböcekleri ile kaneviçe- 7
Ekim 18, 2008 Şiir
aşk ve ötesi
Kurşun kime gitsin şimdi, taş kime
Taş kimin başına düşsün, kim çatlasın!
Ateşböcekleri kanaviçe işlerken kan kıvamında
Bülbüller ilân-ı aşk ederken bağçenin güllerine
Bu rüzgâr alıp nereye götürsün beni, hangi meclise!
Rüzgâr hem içimdedir oysa benim hem dışımda
Savurup durur beni türlü belalara, ben buna aşk der geçerim
Kurşunu da taşı da alır meclisin aşk odasına geçerim
Aşk odunda yanıp kül olsam ya da erisem, kime ne!
Her akşam bütün bağçeleri aşk ile dolaşıp
Bülbülleri kovsam yeridir bu aşksızlık çağında
Gülleri koparıp atsam, baykuşlara göz kırpsam
Patikalarda yatıp kalsam, dikenlerle canımı acıtsam
Karanlıklarda yolumu kaybetsem, kapkara olsam
Yolculuğumun sonunu bulamasam, yok olsam
Uçurumlardan düşüp ölsem, ruhumu taşlara teslim etsem…
Odalarda yanıp duran gölgeler
Her gölgenin içinde aşk kesilmiş gövdeler…
Şimdi ben neyim ki, böyle böyle konuşup dururum
Gece gündüz bu noktada döner dururum, döner dururum;
Döndükçe, nokta ateş olur, ben pervane olurum
Döndükçe, her şey bir olur; ne ateş kalır ne pervane!
Editörün notu: Bu şiir “Yedi İklim” Ekim/2008 nüshasında yayınlanmıştır