Ateşböcekleri ile kanaviçe 1
118 izlenim
Ben susarsam taş çatlar
Bu siyanür, dağıtıp yok eder bronz uykuları
Edip Bey parklara gitmez olur hırsından
Umudunu kirli beyaz sulara taşır;
Böylece hayata alışır.
Odalarda bin yıllık gölgeler
Her gölgenin içinde kendini arayan gövdeler…
Ben bu taşı yıllardır saklıyorum avuçlarımda
Avuçlarımda mı? Belki de göğüs kafesimde sımsıcak!
Upuzun bir çığlık gibi, bıraksam geceye
Bıraksam masaya, bıraksam kapıönlerine,
İnlemeye durur kızılca kıyamet her yan, bıraksam sokağa!
İşte benim bir yanım taşsa, diğer yanım çatlar mutlaka!
Edip Bey tam o sırada taşlara uzanır, kim olduğunu unutsa da
Şiirler mırıldanır parklara dâir, giderken kirli beyaz uykulara;
Böylece geceye alışır.
Masada her gece bir sürahi ve kanaviçe
Bağçedeyse saklambaç oynayan ateşböcekleri
Sessizce.
Ah Edip Bey, bağçeye in biraz da, parkları unut!
Eldivenlerini, şemsiyeni, gri renk paltonu
En eski yüzünle gel, bütün diğerlerini unut!
Bak bu trampet, çocukluğumuz için
bu da kanaviçeli bulut!
Ben gidersem bu siyanür kudurur Edip Bey!
Cehenneme çevirir bütün rüyaları ve dağ başlarını,
Neyi alıp götürsek, hep bir şey kalır ardımızda;
Ardımızda senin bütün yüzlerin, ardımızda şehrin dumanı
Duman bana kalsın Edip Bey, parklar ve sincaplar da sana!





Yorum Ekleyin
Yorumlar Gravatar desteklidir. Gravatar kullanın.