Ah bu yaşananlar

Tavsiye Et Yazdır 191 izlenim
Ah bu yaşananlar

Bir yalandır bu yaşananlar…

Zira güzelliğe dair ne varsa gerçekliğini yitirdi hayatın içinde. ‘Aşk’ paramparça edilen edebi cümlelere hapsedilmiş, ‘ölüm’ hasır altına. Bölük-pörçük anımsamalar var belleğimde; dosta, kavgaya ve sevdaya ait….

Bir rüyadır bu yaşananlar…

“Hızlı yaşa genç öl; cesedin yakışıklı görünsün!” diyen muzip söylem, hep tebessüm ettirmiştir beni. Zira beynim uykuda, ya da çok sonra algılayabilir hale geldi her vakıayı. Bir depremle göçen binanın altında mahsur kalınan, bir parça kabir boşluğunda; alel acele olur muhasebem; mecbur, mahcup, şaşkın ve korkak…

Bir savaştır bu yaşananlar…

Yoksa…Yenildik mi? Zira keskin cümşeler kuramıyoruz artık. “Asla!” ile başlayan ve taviz tanımayan ve zaaf kabul etmeyen ve düşmanı küçümseyen ve çünkü “hüve mevlaküm”ü bilen ve cesur ve yürekli ve gerçekçi… Ve artık yok! Ne o; yoksa yenildik mi? Başlamadan bitti mi bu savaş, eyleme gerek kalmadan yüreklerde! Ah doğrudur; ‘şuur’ kalesi fethedilmişse neyle savaşırım? Neyi savunurum ki ve kime karşı? ‘Zamana ayarlı davalar’ı reddediyorum kendi adıma! Ama ne çare, bir ‘bukalemun uyumu’dur bu yapılanlar…

Bir öyküdür bu yaşananlar…

Ve kitabın kapağını açmamak, bu öyküye hiç başlamamak gibi bir tercihim yoktur! Ama güçsüzüm, ama korkuyorum ve yalvarıyorum;”Lütfen öyküme uzan! Hayatın ve insanın kalbini avuçlarında tutanın hatırına, beni bu acımasızlığın içinde bir başıma bırakma!”

Bir yakarıştır bu yaşananlar, bir sevdadır…

“Leyla kimdir?” sorusuna,”O ateşten denizi mumdan bir kayıkla geçerken yanında olandır!” diye yanıtladığımda gülümsüyor arkadaşım! Kelimelere dökülemez mısralar birikiyor belleğimde; var ile yok arası! Ve öylesine söylediğim bu sözü, yine yarım saat sonra tetkik ediyorum ve “Leyla?, Mevla?” karmaşasını açıklıyor bana. Zaten ben biliyordum Mevlaya Leyla’nın terkiyle varılamayacağını; değil mi ki bu bir hıyanettir! Leyla bu yolda yoldaştır sadece. Gerisi hikayedir!

Bir karmaşadır bu yaşananlar…

Hiç bir şeyin anlamı yok! Mücadelenin olduğu yalan! Cesaretin, hassasiyetin, sevginin olduğu da…

Kelimeler bomboş, başıboş, saçma ve ukala! Tenbihler bir kulağımdan girmiyor ki; diğerinden çıksın. İnanasım yok makul bir hayata dair öğretilere! Yitirilmiş bir şeyler var, olması gerekenlere ait; ama ne olduğunu keşfedemedim! “Hadi! Az kaldı, kalk…” fısıltıları sahipsiz; “Nereye yetişeceğim?” Bir depresyondur bu yaşananlar ve yaşanmaması gerekenler…

Bir aşktır yaşananlar…

Ve AŞK, ateşten bir denizi mumdan kayıkla geçmektir! Sevgilinin sevgisini anlamak için yar-i sadıkları sevmektir! Onun aşkına gözden dökülen bir damlanın, nice yangınlar söndüreceğini bilmektir. Candan, canandan geçmek ne ki; zaten “ilahi ente maksudi” diyebilenlerin dünya ayağı altına serilmiştir!

Bir ölümdür bu yaşananlar…

Öyle ki, “ölenle ölünmez” diyen o vefasızlık kuralı gereği,ölenle,yani kendisiyle,kardeşiyle ölmüyor/ölemiyor hiçkimse! Tahayyülünde yıktığı kadar yıkmıyor insanı hiçbir ayrılık ve bunun adı ‘Herşeye rağmen hayatın devam etmesi…’ oluyor! Deli ile veliyi bir kefeye koyan adalet içinde muttaki olmak, kaybetmekle aynı anlamı taşıyor. Yüreğine sığınabileceğim dostu meczuplar içinde arama gerekliliği korkutmuyor artık beni; zira bir divaneliktir bu yaşananlar…Kabrinden doğrulup şehri seyreden biri varsa ve eğer onun gözleri yalnız uhreviyete, mana alemine ait cevherleri seçebiliyorsa, bomboş, renksiz, sessiz ve nefessiz görür sokakları…

Kimbilir belki gerçekten birer ölüdür bu yaşayanlar…!

Yazar Hakkında

Elif Bilge Doğan

Elif Bilge Doğan

1984 Çanakkale doğumlu. Okul Öncesi Eğitim Bölümü mezunu. Ürünleri; Yedi İklim, Serzeniş gibi dergilerde yayımlandı. Tiyatro Yazarlığı yapıyor.

Bir Yorum alan “Ah bu yaşananlar”

  1. derin tecrübeler barındıran bir yazı… her tecrübe gibi biraz acemi, biraz savruk, biraz keskin, korkusuz ve derin. muhatabını fena halde sindirmeye niyetli. cümleler, kelimeler, harfler kılıç gibi; [harf Arapça'da kılıç anlamı da taşıyor sanırım] yaşamı hayat için tam göğsünden deliyor. sakin düzeniniz kalmadı,yerde ev bark yok size artık; olaki gökle kuşanırsınız.

    haydi biz de çalıp serpintiler, derin çizikler oluşturalım, olaki kan hayat verir:
    “Ah doğrudur; ‘şuur’ kalesi fethedilmişse neyle savaşırım?”
    “[...] Kelimelere dökülemez mısralar birikiyor belleğimde; var ile yok arası! Ve öylesine söylediğim bu sözü, yine yarım saat sonra tetkik ediyorum ve “Leyla?, Mevla?” karmaşasını açıklıyor bana. Zaten ben biliyordum Mevlaya Leyla’nın terkiyle varılamayacağını; değil mi ki bu bir hıyanettir! Leyla bu yolda yoldaştır sadece. Gerisi hikayedir!” [Enfes]
    ” “Hadi! Az kaldı, kalk…” fısıltıları sahipsiz; “Nereye yetişeceğim?” ”
    “Öyle ki, “ölenle ölünmez” diyen o vefasızlık kuralı gereği, ölenle, yani kendisiyle, kardeşiyle ölmüyor/ölemiyor hiçkimse” [Heidegger, "sadece insanlar ölür, gerisi telef olur diyor.]

Yorum Ekleyin

Yorumlar Gravatar desteklidir. Gravatar kullanın.

Kullanılabilir XHTML parametreleri: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <blockquote cite=""> <code> <em> <strong>