Adak
333 izlenim
yüksek perdeden bir ölüm adadım sana,
ey başımın duvarlardaki onulmaz yankısı…
Fikriye Karaman • Nisan 6, 2007
333 izlenim
yüksek perdeden bir ölüm adadım sana,
ey başımın duvarlardaki onulmaz yankısı…
erguvan yağdı ve taştı gökyüzü sabırla evinde örümcek misafir bekler mevsim artığı... Tamamı »
-b. a’ ya… Güzellik hangi yana varırsa varsın, Hep senin... Tamamı »
Kırışmış bir çocuk yüzü şiirin soğuk izi Kan ve revan içinde kopmaya hazır boynum Herkes kendi... Tamamı »
Esinleyen ve kargışlayan alık asrın ahıyla Kavlak kavmin kayrasından ne... Tamamı »
Ve rüyanın yıldızla buluşması… Göklere kavuşmak mesela Ya da çerçeveye sığmayan bir deniz… Olmaz... Tamamı »
böyle devam etseydi bu şiir çağın şarkısı olurdu…
daha önce bunu söyledim miydi, yoksa sadece düşündüm mü şimdi ayırd edemiyorum ama söylediysem de tekrar olsun;bütün bu dizeleriniz birbirlerinden çok da özerk durmuyor. hepsi de çok güzel ama o kadar kısa ki,bu halimizle biz (okuyucular),serinlemeye çalışan ve tam rüzgarı görmüşken esintisi kesilen çöl bedevileri gibiyiz.ard arda dizildiğinde ise, dizeleriniz çok güzel bir şiir oluşturacaklardır.
değerli öneri ve yorumlarınız için teşekkür ederim…
Es-selam,
Bana kalırsa, bu iki dizelik paylaşım, bir şiirden farklı duruyor. Çok kısa olması bir yana, Necip Fazıl’ın iki dizeden oluşan bazı şiirlerindeki gibi mesela bir hava taşımıyor. Düz bir cümle gibi duruyor daha çok. İki dize olmasına rağmen, bu kadarında bile bir zorlama hissediliyor zannımca.
Genel anlamda paylaşımlar güzel yine de..
Muhabbetle..
Kıymetli anonim yorumcu,
sanırım öncelikle kendimize sormamız gereken yegane soru: “bir tümceyi yahut da dizeyi ‘şiir’ kılanın ne olduğu” dur..
Nitekim sizin deyiminizle ‘düz bir cümle gibi duran’ mısra “şiir” olma iddiasıyla boy göstermiş de değildir.
Muhabbetinize mukabele ederek,ilgi ve değerlendirmeniz için teşekkür ederim…
şiir, ölçümü santimetre ile yapılabilecek bir kavram değildir. dimağımızda kalma özelliği gösterecek kadar akıcı, manidar, fasih ve beliğ cümle ya da cümlelerdir. aynı anlama çıkabilecek bir anlatımı, farklı bir dil ve akıcılıkla söyleme sanatıdır. ve elbette şiirin şöyle bir özelliği daha vardır ki sayın anonim yorumcu,(üslubunuzdan anladığım kadarıyla “hayalistan”sınız, elbette yanılgıya meyyal bir tahmin) şiire “zorlama” demek önyargı oluyor -ki,anlamasak bile,şairenin halet-i ruhiyesi hakkında kesin/keskin kanaate sahip olmayız zira- mana, beyne varmadan evvel retinada şekillenir.dolayısıyla benim “bakış açım”dan bu şiir,daha önce de dediğim gibi “samimi” bir esinti gibi…
Merhaba,
Elif Hanım, eleştiriye eleştirinize eyvallah. Yazdıklarımdan şiirin ölçülebilir cinsten bir şey olduğu hükmüne vardıysanız, bunu garipsediğimi belirteyim. Şiirin kesin bir tanımı yapılamaz zannederim; yapılması icap ederse de, evvela şiirin öncelikle uzun uzun arz edilebilecek birşeyi en veciz şekilde ifade edebilme sanatı olduğunu ifade etmek gerekir. Şiirin ne olup, ne olmadığını az da olsa bildiğimi düşünüyorum. Zira, şiir hakkındaki bu söylediklerimi siz benden daha iyi bilirsiniz. Yalnız, şunu da ifade etmeliyim ki, söylediklerimden sizin dediğiniz anlamları çıkarmak pek güç gözüküyor. Ben, şiir sahibi hakkında elbette kes(k)in kanaate sahip olamam. Ruh halini tasvire yeltenmedim. Şiir de en nihayetinde subjektif beğeniyle sınırlıdır. Ben, bu paylaşımı şiir olarak benimsemediğimi ifade ettim. Siz, samimi bir esinti gibi algıladınız. Eyvallah..
Not: Benim kim olduğumu özellikle belirtme ihtiyacı hissetmişsiniz. Buna anlam veremedim ve sanki kendimi özellikle gizliyormuşum gibi bir his oluştu. Kendimi gizliyor falan değilim, söylediklerimin arkasında duramama korkum da olmadı hiçbir zaman, yanlış anlaşılmasın. Sadece, kişiliğime ters düşmesinden ötürü böylesi bir tercih söz konusu. Evet, doğru tahmin ettiniz kısacası. Eğer bir hata ettiysem yorum sırasında ve şiir sahibini kırdıysam affola..
Selamlarımla..