Archive for Ekim, 2008

Tahta at

Yazan: Meral Afacan Bayrak Tarih: Ekim 31, 2008

“Boşluğa bakan pencere… Orada bir siluet, sisler arasında. Öylece bakıyorsun Esin…

Karmakarışık rüyalar, hayra yorulası. Ben düşmeden saçı beyazlayan /beyazlatan gamın peşine, yağmur ağacak yeryüzüne… Rahmetin doyurucu, diriltici dingin hali.

Hep sen vardın. Kaybolup kapıları kapatan sendin. Yüzümü sarartan hastalığın kopkoyu karanlığında, kendimi dert etmediğim zamanlarda…

Rasim Özdenören Öyküsünün Öyküsü

Yazan: Mustafa Oral Tarih: Ekim 31, 2008

Bazı yazarlar birkaç eseriyle öykü ve sanat yaşamlarının dairesini kurup tamamlar veya çok kısa zamanda dairelerinin içine sıkışıp kalır. Ya da belli bir yaş sınırını aşar aşmaz daireleri kapanır. Oysa Özdenören, her kitabıyla yeni daireler kurar; bir daire tamamlandıktan sonra bir yenisine geçiş yapar. Hem kendi öyküsünün önünü açar, hem de Türk öykücülüğüne yeni kapılar aralar. Bu anlamda Hastalar ve Işıklar, Çözülme, Çok Sesli Bir Ölüm Gül Yetiştiren Adam, Çarpılmışlar, Denize Açılan Kapı başka başka daireleri oluşturur. Kuyu ile başlayan süreçte ise iç içe geçen, birbirinden ayrı, ama birbirini bütünleyen yeni bir süreç göze çarpar. Kuyu, aşkın öyküsüdür. Hışırtı ile başlayan, Toz ile devam eden süreç ise, aşkı konu olarak da doruklaştıran felsefî özellikli öykülerdir.

Hüzün hep ve gözler

Yazan: Adem Turan Tarih: Ekim 30, 2008

Oysa ki, bir kuşun iki gözü
Bir çocuğun ağlaması gibiydik
Ve hüznü hep
Gözlerde taşırdık.

Müntehir Şehadet

Yazan: Zülküf Oruç Tarih: Ekim 29, 2008

Kendimi asacağım şehrin mahyalarına; parlak bir ölüm
Borsalar yerle yeksan, klasörler telaşlı, bankalar ağlamaklı
Içimde neşesi bir şehadetin, hiç bir şeye benzemez
O yüzden kefensizim ve umutlu, biraz çıplak o yüzden

Ölü ve Tabut

Yazan: Yunus Nadir Eraslan Tarih: Ekim 29, 2008

Yolculuk bu işte
Aceleyle biçilen bir elbise…
Aceleyle giyilen bir elbise…
Kahvaltısız bir sabah…
Ve son kez işe gitmektir yolculuk
El sallamadan, vedalaşmadan…

Tövbe

Yazan: Ümmü Gülsüm Aydın Tarih: Ekim 28, 2008

Daha kaç sözüm olur kim bilir(?);sana verip de tutamayacağım…
O korkulu gün de gelir;karşında duramayacağım…

Çelimsiz Ok

Yazan: Emine Yalçın Tarih: Ekim 21, 2008

biçimsiz adamlar yaktın,huysuz
çok kahkahalı gölgelerden
tam da bu anda uygunsuz karartılar
müzikle uğuldayan kısık ateş
ölü kelimeler sarkıyor saçlarından
kes de kan sıçramasın babasızlığından.

Tek ruhtan çağlayan iki aşkın ırmak

Yazan: Özlem Coşan Erdoğan Tarih: Ekim 21, 2008

Aşk neydi o halde? Eski şark masallarının esrarını süsleyen yedi başlı ejderhanın yanan ve yakan nefesinden özge bir şemaili olmalı…

Jerusalem

Yazan: Hüseyin Cahid Doğan Tarih: Ekim 20, 2008

merhameti tütsüleyen siyah bakışlı köpeklerin
ve kırık ayaklarıyla hamdeden köpeklerin
kırmızı egemen korunaksız şehrinde
şan alır ve dağıtır konuğum benim

Lola rennt

Yazan: Celal Güneş Tarih: Ekim 20, 2008

Bazı filmler; izlenimci içeriğe sahip “sıradan ” veya basit taklitler ile bir “imitasyon” film etiketine maruz kalıyorlar. Bu artık bilinen bir husus. Ama bir de izleyici rekorları kırmış filmler var. Slavoj zizek’in hayranlarını aptal bulduğu matrix veya yüzüklerin efendisi gibi filmler. Bu filmler kendilerine göre bir felsefe tanımlayıp ve hiçbir ontolojik ve toplumsal temele dayanmadan, [...]