
Hakikate; ancak aklı da içeren kalp (kalb-i selim) ve işrak’la ulaşılabileceğini savunan Sühreverdi’nin, hakikatin çeşitli sırlarını ve veçhelerini anlatan eserinde “heykel” kelimesinin, bu satırlara konu olan “heykel”le pek ilgisi olduğunu sanmıyorum; fakat Necip Fazıl’da da Sühreverdi’nin anlam dünyasına yakın bir “Nur Heykeli”, “İhlas Heykeli” vb. ifadelere rastlamak mümkündür.


kafamda hep bir bahar var şimdi
rüyalar hayaller
kırlarda koşuşsun diye çocuklar
damarlarımda devrimin devinim çağıltısı var

uzun yağmurlar biliyorum ben
çiçeklerin yapraklarını titreten
güz askerleri

Deli bir rüzgar dönüyor başımda.Korkumu biliyor sanki,bileğimde soğuk bir demir hissi kıpırdayamıyorum…İşte karşısındayım..Hayalle gerçeğin koştuğu yolda..

‘Kalk gidelim düğüne’ dermiş, İsmet Özel’in annesi ayakları uyuştuğu vakitler. Sesini duymadık ki hiç; bu güzel cümlenin müziği nasıldı annesinin ağzında devinirken, bilelim. Ama güzelmiş ki en az onun kadar güzel bir şiirin başına taç etmiş o sözleri.

…Ben seni seviyordum ama sevmiyordum da…
… İnsan bir yokluğu sevebilir mi?..

Gidemem bu cin düğününe, bana bir frak lazım
Şizofren bir tebessüm ellerimde Leyla var
Bakın bakın Leylada can alıcı haller var.
Gelin olmuş heceler, duvaksız harfler çıplak

Belki gülümsemek orada helaldir bize
Atlarımızı suvarırız orada
Şimdi yıldızlara bakacak kadar yalnızız
Sus. Söyleme.
Söylenirse unutulur şarkımız.

Omuz silkti çocuk.
Dönüp bir tekme salladı göle
orada bırakıp hayallerini,
şaşı prenses, sıyırttı gitti köye…