“Şairi olmayan millet yok demektir. Şairlerini görmeyen millet, kendini görmüyor, şairlerini yaşamayan millet, yaşamıyor demektir.”
Archive for Mayıs, 2008
Irak’tan kara haber var… [In the Valley of Elah]
Hank, karısına oğlunun ölüm haberini verirken onun “İki oğlumda öldü. Hiç değilse Mike’nin gitmesine engel olmaya çalışırken bana yardım etmeliydin…” dediği sahne. Hank, kendini savunmaya çalışır ama nafile: “Askere gitmezsen evde korkak bir tavuk gibi yaşarsın, diyen sen değil miydin?”
Çünkü çoğu zaman eve baba değil elindeki fileler döner
s
a
k
ı
ndırılayım, simit sarayım, sara’yım
O dilenci
Bekledim konuşmasını.
Bekledim dilenmesini.
Bekledim, yardım istenen bir yolcu olmayı.
Ben bekledikçe ‘O’ sustu!
Hüzün ve ironi neşideleri III
kar tanrının çocuklara bir hediyesidir
oysa güneş!
bir lafına bakar her şey
ısıtan ve eriten!
Yazgı
‘’Ölüyoruz öyleyse yaşanılacak’’ O zaman yaşamak umrundadır aşığın. Gitmek isterken delice, yaşamak umrundadır. Alışır, neye alışmaz ki insan. Ama yüreğinde tüm sıcaklığıyla yaşar kederini, acısını, sevdasını, aşkını.
Taş kavmi
Çürümüş hayasızlığın kuyularından
Tekrarlamak için çağların arsızlığını
Savunmak, avunmak için toplanıyor
Aristokrasinin geviş getiren sefilleri.
Cennet yanı başımızda dururken
Erdem denilen o insani değeri hakkı olana teslim eder. Mecidi, yönetenlere çomak sokma peşinde koşan biri değil, bir yönetmen, sanat adımı, sanatını ideolojisinin emrine vermiş değil insanının gerçeğine, endişesine odaklamış biri…
The hoax
“Birbirine inanılmaz sağlam dostluk bağlarıyla bağlanan iki arkadaş fikrini öne çıkarttığım takdirde izleyicinin bu öyküyle daha kolay bağlantı kuracağını düşündüm. Bu öykünün kaynağında Irving ile Suskind arasındaki sağlam dostluk bağları vardır” diyor senarist Wheeler…