Dizin: Mart 2008
Listelenen Dizin: 2008 Mart.
Listelenen Dizin: 2008 Mart.
Japonya’da sinema eğitimi alan ve korku filmlerinin çekiminde çeşitli görevlerde bulunan Hasan Karacadağ’ın Dabbe’si de beklendiği gibi klişeleri barındıran bir B filmdi. Dünyayı saran intihar vakaları ile internet arasında kurulan bağlantının bir Japon korku filminden uyarlanmış olması, yani bir bakıma Japon kültürü içinde çokça yer eden lanet üzerine kurulu olması filmi Türkiye’de başarısız kılan etkenlerdendir.
Aklığın parıldasın ayda
Ürperen omuzların, yasemin gibi kar beyazı
Ve ateşli nefesinin alevi ısıtsın beni
Salınarak dolaş benimle uzaklarda.
Belki bir tren durur
Ya da bir uçan halı…
Kurtuluruz bu gurbetten
Uzaklara bakmaktan,
Şiir söylemekten…
Takeshi Kitano’nun bu görsel bir şölen olan filmi, belki de Düşler(kurusova) den sonra, renkleriyle, sessizliğindeki gizemle, kırmızı iple bağlı sevgililerin aşk yolculundaki bağlılığı yanındaki talihsizlikleriyle ve her aşkın bir çıkmaz yol olduğunu anlatan üç öyküsüyle çarpıcı, etkili ve izlemeye değer yapıtlardan.İzledikten sonra etkisinde kalacağınız bu filmi, bi arkadaşıma göndermek için tekrar ortaya çıkardığımda, dayanamadım ve tekrar izledim.
İstanbul’dan gelmiş Güldanur. Evliymiş ve iki çocuğu varmış. Sara hastasıymış gençliğinden beri. Zamanla akli bir rahatsızlığı da başlamış. Sanırım akıl hastanesinden ziyade bu köye yerleştirmeyi daha uygun görmüş ailesi. Çocukları durumu anlayacak kadar büyük değilmiş.
Aslında hepsinin temel sebebi, Susan Sontag’ın dediği gibi, başkalarının acısına dokunamamaktır. Evet, onca acıyla çepeçevre kuşatılmış iken etrafımız dönüp bakma zahmetine girmeye bile eriniyoruz. Kulakları sağır edecek gürültülere bile duyarsızlaşmışız sözün özü…
damarını sarmalar ihtizar hayatın
kulaklarda güze çalan bir ömrün fısıltısı
sükutuyla metruk içten bir sesin
isyansız onayı yayılıyor boşluğa
benim de yüzümden sinek kayabilir
hep böyle serseri kalmayabilirim
hep böyle serseri kalmayabilirim
hep böyle serseri kalmayabilirim
Naziler, açığa çıkardıkları toplu mezarlardan ötürü Sovyetleri suçladılar, Sovyetler ise bunun bir Nazi provokasyonu olduğunu savunacaklardı. Sürgündeki Polonya hükümeti, olayın soruşturulması için Kızılhaç örgütüne başvurdu.
Baştan başa kırmızı oldum, senin kanın gövdeme karıştı, artık ben de sen oldum. Artık bunları söylemek için çok geç biliyorum.Ama can bağışlayan sensin, cana verdiğin mühlet tükenince elden bi şey gelmiyor.