
Dünyanın boş debdebesinde,hayatın kulak yırtan çığlıklarında,yaşamın gri kaosunda huzur için yasin suresinin sessizliğine sığınmak… “Çıkmazlardayım” sandığınız dem, inşirah suresi neşesinde gülümsemek…

Fatihin kadar asil bir at,
Surların önünde geçmişi özler.
Ağyardan gelir de kamçı ve tokat
At bile acıyı dostuna kişner.

Sanatın gerçeküstü dünyasının ucu olmayan bucağı gözükmeyen uzamında Öz/ü/gürlüğünün olacağı gerçeği ise genel akışa kendini kaptırıp sürü olmayı peşinen kabullenmiş yığınlarca insan tarafından gözardı edilecekti. Birkaç sivil beynin çabalarıyla modern sanat böylelikle elit bir zümrenin uğraşı olacaktı,

Kıbrıs’a kaçtığını ben de duymuştum ama işin bu kısmı, Rum Kesimi tarafı, beni hayretler içerisinde bıraktı…Kendi kendime şöyle düşündüm; “karısını aldatan vatanını da aldatır”

Yüzüme bakma ne olur
Bak ben de bakmıyorum
Kocaman kalabalıklara saklıyorum kendimi
Kocaman yakalanmalar buluyor beni.

Biraz yoğun bir analiz yoksu kılınan sosyolojik zindanın farklı bir türevi içerisinde olduğumuzun ipuçlarını verecektir. Bu durum bir temsil vasıtasıyla daha iyi mütalaa edilebilir. Bir Müslüman kimliği ile filmi ele aldığımızda bu denli cezbin hasıl olması, yolunda olmayan birşeylerin varlığını ortaya koyar.

tutuşsun isterim iki çocuk eli gibi
aklımın ermediği kadar mavi bir masalla
ellerimiz
nasılsa bitecek diye telaş etmeden

Aleksandr Sergeyeviç Puşkin‘in sonunu, koşullar ele alındığında ‘fazla’ trajik bulmayanlar için Rus Altın Çağı ikinci büyük şairini de, nispeten takribî koşullar altında kurban verdiğinde takvimler 1841 yılında duruyordu. Bununla birlikte Puşkin ile Lermontov’u birbirlerine yaklaştıran sadece dünyayı terk ediş biçimleri ile sınırlı kalmayacaktı.

Nasıl soruyorsun bunu
sen hiç sahi beni,
okudun mu?

Bu gün, kirliğin sızma yöntemlerindeki çokluktan daha ilginç bir şey varsa, o da, bir tek yöntemle, bir çok kötülük dalının birden aşılanmaya çalışılmasıdır. Altı üstü şarkıdır dediğimiz şey, “ama evlisin, keşke daha önce gelseydin” gibi şarkı sözleriyle, harama bakmayı, ve dahi başkasına ait olana gönül bağlamayı meşrulaştırmaya çalışırken,