
Ehrimen’in oğlu. İçimdeki kötülüğü günâhla silmeme yardım ediyor.

Tabiî ki Ankara deyince akla gelecek bir başka isim de Nuri Pakdil’dir. Edebiyat Dergisinin banisi…

“19 yıl sonra her şeye yeniden başlamak, yeniden öğrenmek, yeniden keşfetmek, yeniden inanmak ve unutmak. ..” deyip susuyor. Cümleyi tamamlamayış sebebini anlıyorum ama hasılısını ya da neticesini bile değil, cümleyi tamamlamayı bana bırakması zoruma gidiyor, çünkü ben de aynı yerde takılı olduğumu biliyorum. Beraberce bir açmaza girdiğimizi fark edip çeviriyoruz başımızı iki güvercinin ekmek kırıntılarını [...]

Kalkıyor tüm izinleri baharların
“Geldim işte mevsim gibi kapına”* diyorum,
kötürüm dilime kızarak.

Bir mektep arıyorum,
Bahçesinde mezarlığı bulunan;
Bir de
Kıyısı Endülüs’e kadar uzanan…

Fırtına koptuğunda yıkılsaydı bu ağaç!
Öyle karşımda beli bükük
Hüzünlü durmasaydı.

Tepeden tırnağa cehennem olan bir şey söyle bana şimdi ey taş!
Yaksın bütün sokakları, yaksın şehri boydan boya o amansız ateş!

Roman Heabrides adalarında yaşayan sekiz çocuklu Mr.ve Mrs. Ramsay ailesinin günlük hayatından kesitler halinde anlatılır. Evin küçük oğlu James deniz fenerine gitmek ister fakat gidemez. Baba her seferinde bir bahane bulur. Yıllar sonra anne ölür. Baba,James ve kız kardeşi fenere giderler.

Gözlerimi bulayayım sürmelere
Yanaklarıma kara insin
Ağlayışıma işaret

Ölüm, ölümdür işte
Bir göz aydınlığıdır hasta bakıcılara.