
Kocaman bir dilim karpuz şimdi ay
yağız çocukların ellerinde.
O çocuklar ki gecenin muştusunu,
kara üzüm salkımlarına buladılar
süt kokulu düşlerinde.

Bu cana batan nakarat
Kulağıma muhalif
Omuzlarıma çöken aziz merhamet
Ört üstümü ey sorgusuz mağfiret.!

Ne kadar cesur ve gözü karaymışım meğer. Ama neye yarar ? Olayların, insanların iç yüzünü görüp hayret halindeyken, kendime hayret eder hale geliyorum.

Sevim Burak derinlerde bu düşmanlığın ve şüphenin kaynağını oluşturan bir esas düşmandan, “gizli düşman”dan söz eder ki, bu ölümdür.

Söken şafağı ağaran saçıyla diken anaların
hani nerdedir yitik ve yorgun elleri?
Kara tanklar toprağa katarken isimsiz bebeleri,
ölüme and içer mi hevasını tınlayan baba dilleri?

masum bir servet gibi
takas ettiğim çelimsiz cesaret
bir yed-i beyza dilenen
bu ölümcül feraset

Şefkatle açılır kollarımız bizim
Karanın gizeminden
Güpegündüz uğrumuza süzülen
Bir yıldız gibi.

Kenan İli’nde kanda boğulmuş gölgeler
Her gölgenin içinde göğe yükselen gövdeler.


kendi kıymetıne telaşsız biriken kum
gözlerimi zerre zerre dağıtan
istiridyenin şefkatine sığınmış
bu sedeften duam