
Bir ağaç olur Azra’nın sarı saçlarında
Şehadet kan gibi damla damla akar da
Bir deniz olur Azra’nın gözlerinde

Ey gönlü göklere yükselen Azra
Böyle gidecek miydin buralardan
Mushaflar arasındaki gül yaprakları
Sendeledi rahle-i kalbim üzre


Amerikalı bilimkurgu yazarı Richard Matheson çekip küçülen bir adamın hikâyesini anlatır. Başta iri cüsseli biriyken günden güne küçülme hastalığına yakalanır bu adam; o küçüldükçe etrafındaki her şey büyür.

Gül; aşkın, konuşmanın, beraber olmanın bir imgesi. Burada aslolan içe atmak deyimi. Şiirin kuyusu, insanın kalbi ya da içi değil mi zaten? İçe atılan da, kuyuya atılan da gül, her ikisinde de bu ağırlık, bu sorumluluk var.

şapkalara eş güdüm başaklar gördün düşlerinde,
Sahradan kim alır ki dünyayı muştunun gölgesine…

oysa şairler de yanılabilir
gökte parlayan orion’u kuşanmak dururken
ne diye duralım
gel valery uyar/an/a uyalım


Annemde “gölge gibidir düşmanlar” diyor “yanlarına yaklaşma, vurmaya kalkma onlara, sakın sapan da atma; hani duvara vurunca canın nasıl acıyor?