
bu limana uzaklardan selam veren bir çok gemi geçti de buralardan
bu yakınlardan senden ırak yıllar hiç geçmedi, hiç geçmeyecek sanki

yaz kâtip
vurulsun boynu ekinlerin
harman günüdür
bir nefes ömür dediğin

Beyaz bir ezan çağırmasıyla
Kör sabahları dağıtan
Gürlek bir gök sesi
Ve yalımlı ateşinle
İnerek şehrin kulağına

denizin dudağında bir parça kan
denizin tadını kaçıran
öpmüş gibiydi
mavi gözlü bir kadını yanağından

Ve kurtarıcı kutlu söz yetişiyor imdadıma: ‘Kaçış nereye? Nereye kaçabilirsin ki dönüşünüz O’na dır!’ Kaçmaktan vazgeçtim meydanlardayım artık!

gizil bir güç bendeki
çekip de çıkaran saçlarından toprağı

Pratik ölümler saklı tutuyor tanık tutanaklarını. Betiklere tümceler koşar adım yerleşiyor. Yangından mal kaçıyor, yangına malı kaçırıyor hırsız ruhlu. DİN’lenen bir yürüyüş bağlıyor yeryüzünü ve fakat mal kaçmaya devam ediyor. Kaçan kovalanır mış mış mış!

Sanırım onları da görmezden geliyorlar. Bazen çok uzaklarda yürüyen bir insan silueti görüyorum, ona doğru yürüyorum o başka yöne gidiyor. Demek dışarıda kalan yalnız ben değilim, bu beni sevindiriyor bir nebze.

Ey Hâlim! Şimdi n’ola benim halim. Ey “ Ya Hâlim! Ya Hâlim! diye zikreden hafız. Şimdi kim hıfzede beni bu ateşten… Ve ey ateşi şiir bahçesi eyleyen İbrahim. Şimdi beni kim ata ateşlere…
